^^ Hogwarts Akademisi ^^


 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Gabriella Alice Cullen

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gabriella Alice Cullen
Slytherin V. Sınıf Öğrencisi
Slytherin V. Sınıf Öğrencisi
avatar

Mesaj Sayısı : 8
Yaş : 26
Asam : -
Özel Yetenek : Vampire
Rp Yaşı : -
Patronus : -
Kayıt tarihi : 12/02/09

MesajKonu: Gabriella Alice Cullen   Perş. Şub. 12, 2009 2:39 am

İsim: Gabriella Alice
Soyisim: Cullen
Kişisel Betimleme[En az 4 satır]: Soğuk ve sinsi bakışları vardır. Ailenin kökleri vampirliğe dayandığından yarı vampirdir. Kan emme istiyacını hayvanlardan karşılar. Kendine vejeteryan der. Çünkü tam bir beslenme hiç bi zaman gerçekleşmez. Bakışları içine işlemiştir. Göz bebeklerinin rengi her zaman değişmektedir. İnsanların arasına karışmayı sevmez. Soğuk ve sinsi bir yapısı avrdır. Çok rahatlıkla birini öldürebilir. Ailesinni verdiği bazı takıntılar (örn: Safkan takıntısı) hiç bir zaman geçmez. Her zaman yalnız ve içine kapanıktır. İnsanlardan uzak durur. Bir çok olayda soğuk kanlı olabilmeyi başarmıştır. Hiç bir zaman fazla heycanlanmaz. mutlu olduğu anlarda bile fazla gülüsmemez. Hayal kurmayı sevmez. Küçüklüğünden beri hayallerin saçma olduğunu düşünür. Ailesinin uzun yıllar ölümsüzlüğü tatmasından sonra hayallarin bu hayatta yeri olmadığını bilmektedir. Her zaman soğuk ve çekingendir. Biraz utangaç olmasının verdiği suskunlukla beraber hiç konuşmaz. Çok dikkatlidir ve belkide fotoraf hafızasına sahiptir. Güzelliğinin verdiği asalet yüzünden kendine bir prenses gibi davranılmasına alışmıştır. Bulanıkları ve muggleları saçma yaratıkalr olarak görür. Aşağılık bir muameleye tabi tutmasının sebebi budur. Hiç bir zaman çok iyi arkadaşları olmamıştır. Hatta arkadaşları olmamıştır. Ailesinin vampir özelliği onları dünyanın en yırtıcı hayvan sınıfına sokmaktadır. Bu yüzden bir çok avda bulunmuş ve acıma duygusunu körleştirmiştir. Hiç kimseye acımaz. İçinde hiç bir zaman tek bir acıma kığırtısı olmamıştır. Çoğu kişi onun hiç ruhu olmadığına inanır. Çünkü ailesinin bir kısmı ruhlarını kaybetmişlerdir. Bu yüzden son derece nefret doludur. Özellikle kurtadamlardan nefret eder. Vampirlerle kurtadamların arasında yüzyıllardır süren savaş onuda etkilemiştir.

Fiziksel Betimleme[En ez 3,5 satır]: Uzun saçları ve yemyeşil gözleri vardır. Gözleri açlığına bağlı kararır ve hafif bir kahverengi halini alır. Teni soğuk ve bembeyazdır. Gözleri bazen kan kırmızısına bile dönüştüğü görülmüştür. Berrak cildi pürüzsüzdür. Soğuk olan teni dışarıdan bir elmaz gibi görünüz. Gerdin yüz hatları avrdır. Elleri ve hareketleri tıpkı birer veela gibi zariftir. Kendine bağlama özelliği vardır. Başkaları ona bağlanarak ondan vaz geçemez hale gelebilirler. Gözlerinin altında hafif bir or halka vardır. Bu geneld euyumadığı için kalan ufak bir izdir. Melekleri bile kıskandırıcak bir güzelliğe sahiptir. Kıpkırmızı dudakları ve ağzını araladığınızda uzun köpek dişleri vardır. Bu vampirliğe ne kadar yakın olduğuna bir işarettir. Dişleri bembeyazdır. Güneşte arada parladığını bile sanabilir insan. Yüzünde hafif çarpık bir gülüsmeme yerleşir. Ama bu çok az olur. Genelde soğuk ve ifadesizdir. Son derece sakin bir görüntüsü vardır. Hiç acelesi yokmuş gibidir. Biraz ufak bir yağıdadır. Ama buna rağmen çok çeviktir. Hareketleri büyük bir zerafet içindedir. Sanki her hareketinde insan onun dansettiğini düşünür gibi olur. Ama o kendinin bu özelliğini bilmiyormuş gibi davranır. Biraz utangaç olduğu için çok çabuk susar. Her zaman sessiz ve temkinli bir görüntüsü vardır. Gözleriyle insanın beynine işliyormuş gibi bakar. Ellerinin zarifliği
ve vücudunun muhteşem hereketleri insanı büğüler.


Fiziksel Portre[Karakter resmi konulacak]:
Aile Yaşamı & Özgeçmiş:

The Cullen Family

Cullen Family

Eski vampir mitlerinin gerçek olduğunu kesinlikle ortaya koyan bir ailedir. Ailenin başlıca özelliği kurucusuda dahil bütüna ielnin vampir olmasıdır. Büyücülere ve insanlara dokunmayan aile hayvan avıyla yaşamaktadır. Hiç bir zaman tam bir besin alamadıklarından kendilerine vejeteryan derler. Genede ailenin karanlık havası herkesi korkutur. Aile itiraf etmesede karanlık tarafın yanında oldukları her zaman bellidir. Ailenin kurucusu bir vampir tarafından acımasızca ısırıldıktan sonra vampirin kanına bulaştırdığı zehir sayesinden büyük bir değişim geçirerek vampirleşmiştir. Dr. Carlisle Cullen adındaki bu vampir doktorluk yeteniğinide kullanarak çeşitli soğuk ülkelerde yaşamıştır. Bir kadına aşık olduktan sonra bu kadının hasta olduğunu öğrenmiştir. Kadına her türlü tedaviyi yapmıştır. Ancak sonuç alamayınca onu kaybetmemek için içindekiz ehiri kadına vererek onuda vampir yapmıştır. Bu özelliğin çok zor bulunduğu bir zamandır. Çoğu vampir insan kanına aç olduğundan bir kere kanın tadını aldımı bırakamamktadır. Ancak Dr Cullen bu dürtülerini onturol etmiş ve bunuda ailesine öğreterek kendilerinin vejeteryan olduğunu belirtmişlerdir. Hayvanlar ve vahşi yaratıklarla avlanığp ihtiyaçlarını giderirler. Aile genelde Slytherin'e öğrenci vermişlerdir. Ailenin ufak bir kısmı Ravenclaw olsada onlar çok uzak akrabaları olmaktadır. Ailenin bir kısmı yarı vampir kanı taşısada genelde tamamı vampir kanı mutlaka taşımaktadır. Ailenin en belirgin özelliği onun dışında büyük bir karanlığa hapsolmalarıdır. Ailnin cildi güneşte kristalimsi bir hal alarak vampirliklerini belli eder. Bu yüzden hiç bir zaman güneşe çıkmazlar. Ciltleri çok hassastır. Ailenin bir kısmının çeşitli özellikleri vardır. Bazıları çok hızlı hareket eder, bazıları çok iyi koku alır. Çok iyi koku alanlarına avcı adı verilmiştir. Avcılar genelde sihirli yaratıkalrı avlar. Bu yüzden avcılık yeteneğine ihtiyacı avrdır. Dünyanın öbür tarafındaki kan kokusunu bile alabilir. Büyücünün safkan mı yoksa bulanık mı olduğunu çok rahat anlar. Aile üyeleri çok güçlüdür. Normal büyücülere göre büyüleri olmasada kasları ve hareketleri çok güçlü ve çeviktir. Bu yüzden aileden oldukça korkulur.

Cullen Özellikleri


  • Cullen ailesi hiç bir zaman Gryffindor ve ya Hufflepuff'a öğrenci vermemiştir. Bazen andiran Hufflepuff'a seçilen öğrenciler eski vampir geleneklerine uygun olarak parçalanığ yakılmışlardır.

  • Cullen ailesi safkan büyücülerin ısırılması sonucu büyük bir vampir ailesi olmuştur. Ailenin en önemli özelliği Dr. Cullen'ın kanının bütün aile
    üyelerinin taşıyacak olmasıdır.


  • Ailenin en büyükleri yüzyılardır yaşayarak ölümsüzlüğünü simgelemiştir. Aile üyelerinin bir kısmı ölümsüzdür.

  • Ailenin en önemli özelliği asla yanlarına bir bulanık yaklaştırmamaktadır. Aile birbirine bağlıdır ve birine bir şey oldumu bütün aile o bireyi korur. Ailenin fertlerinin arkadaşları onalrın gözünde ailenin bir parçasıdır bu yüzden onalrada bir zarar gelmesini engellerler.

  • Ailenin bir çoğunda çeşitli yetenekler vardır. Ailenin avcıları çok iyi koku alabilmektedir. Ailenin bir bölümü çok hızlı hareket etmektedir. Diğer bir kısmı çok güçlü ve çeviktir.

  • Aile diğer vampir aileleri gibi büyücü ve insan kanıyla beslenmediklerinden kendilerine vejeteryan derler. Bu yüzden hayvanlarla beslenirler.

Örnek Rp:

Issız sahilin körpe dalgaları ileri geri hareket ediyordu. Uzun, beton duvarın durgun karartısını dövüyordu. Set halindeki duvarın biraz ilersinde dalgaların arasında bir beden yerle bütünleşmişti sank. Yoğun ipeksi saçları ve bembeyaz tenini kum taneleri kaplamıştı. Gözlerinin altı mor bir biçimce halkalaşmıştı. Halka halka olan gözlerini hafifce araladı. Can havliyle elini duvara atıp kendini çekmek yerine bir çubuk çıkardı. Çubuğu duvarın ötesinde soluk sarı beton duvarları olan çift katlı bir evin tavanına tuttu. Kafasını hafifce kaldırdı. Sesinin çıkabildiği kadar çıkararak gür bir şekilde çıkardı. Ama o kadar yorgun ve bitkin bir hali var gibiydi ki sesi fısıltıyla çıkmıştı. Ağzından dökülen kelimeler zorlukla seçiliyordu. Büyük fısıltının arasından "Carpe Portus..." diye ufak bir ses dalgalandı büyük dalgaların yankıları arasında. Yorgun kadın olduğu yerden yok oldu. Dalgaların çarptığı beden artık orada değildi. Bedenen ve ruhen kaybolmuştu sanki. Ama bir saniye bile sürmeden o garip, eski çubuğun gösterdiği evin çatı katında beliri verdi. Yorgunluktan bitkin bir halde olduğu yerde kaldı bir süre. Yüzünün çoğu hala kum taneleriyle kaplıydı. Ama o pis kum tanelerine rağmen kızın güzelliği her halinden belli oluyordu. Mor halkaların üstünde berrak bir mavilik parlıyarak pencereden ieçri süzülen güneşi selamlıyordu. Biraz ileride duran bir sandığa yaklaştı. Santığın üzerinde garip yomalar vardı. Eski ve el yapımı olduğu her halinden belliydi. Sandığın üzerine attığı bedeni acıyla inledi. Büyük bir acı hissetmiyordu. Çünkü artık duyguları kalmamış bir halde çalkantılar arasında ilerliyordu. Deniz insanının yaptığı gibi karada yaşıyordu. Rüzgarın dalgaları nereye savurursa oraya uçuyor ve gelen tehlikeye karşı olabildiğince hızlı kaçıyordu. Ellerini tehlikenin aksi yönüne uzatarak önündeki yolu yokluyordu. Ama ne iyi bir başlangıç ne de büyük bir final vardı. Finali burda bulamiyacağı kesindi. Ama yaşamak için paraya ihtiyacı vardı. En azından kuru birkaç giysiye. Bu yüzden oturduğu eski, el yapımı sandığı bir anda altından itti. Son gücüyle gene çubuğunu sandığa dayadı. Bu sefer öncekinden çok daha büyük bir ses çıktı kızın o soluk kırmızı dudaklarından. Artık kelimeler net ve öfke okunabilir bir halde "Cistem Aperio" diye haykırmıştı sonunda. Sandığın içinden büyük yeşil bir ışık huzmesi dalgalanarka kızın mavi gözlerinde parladı. Kız hafifce gözlerini
kırpıştırdı. Sandık gözlerini verdiği emirle hızlıca geriye savrularak açıldı. Sandığın içineki giysiler yere dağıldı. Giysilerin bir çoğu eski ve yamalıydı. Ama içlerinden bir kaçı yeni ve kullanılmamış gibiydi. Siyah bir montla altına deri bir pantolon geçirdi. Sarı saçlarını onu rahatsız etmemesi için sıkıca toplayarak bir topuz yaptı. Siyah bir bağcıkla saçlarınıda tutturduktan sorna yüzünde kalan bir kaç kumuda silkti. Kumlar yüzünden her düşüşte Azkaban'da ki o berbat anıları hatırlıyordu. Elleri titriyor, gözleri öfkeyle parlıyordu. Her an ağzından alevler fışkırcakmış gibi dudakları git gide kırmızılaşıyordu. Sonunda aşağıdan gelen sesle yerinden sıçradı. Artık yüzündeki bütün kum taneleri gitmişti. Yüzü gene eski güzelliğine kavuşmuştu. Sadece biraz pisti. Yüzünün tam ortasında büyük bir is lekesi vardı. Elleri siten kararmıştı. Saçlarının bazı yerlerinde sarılığı gitmiş artık siyaha doğru bir geçiş yapmış teller vardı. Bir banyo yapmalıydı ama banyoyu bırak tuvalet ve yemeğe bile ayırıcak zamanı yoktu. Bütün Londra onu arıyordu. Onunsa canından çok sevdiği kızını bulması gerekiyordu. Sonudna kendine gelen Isabelle hafifce gülümsiyerek kapıya yaklaştı. Kısık bir sesle kapıya doğrulttuğu çubuğu oynatarak "Alohamora" diye fısıldadı. Kapının hafif bir 'tik' sesinden sorna sonuna kadar açılması onu hiç şaşırtmamıştı. Hafifce içeriye girdi ve arkasından büyük tahta kapıyı kapattı.

Bu evde büyük bir gariplik vardı. Tıpkı kendisi gibi hareket ediyordu. Bir kaç saat kendine özgü hareketlerde oynuyor ve merdivenler yer değiştirip içeri giriyorlardı. İsabella korkuyla geri çekildi ve soluğunun hafifliğiyle "Burası büyücü evi." diye soludu. Ama artık çok geçti. Tam farketmişti ki arkasından yabancı bir ses "Carpe Retractum" diye haykırmıştı. Ne olduğunu anlamadan yerinden tavana doğru asılan ayağına büyük bir halat dolandı. Kız olduğu yerde çırpınmaya başladı. Sonunda elineki çubuğuna düşüründe büyük bir hayalkırıklığına uğramış bir şekilde olduğu yerde hiç kıpırdamamaya başladı. Hafif bir sesle "Bitti. Ne istiyorsun?" diye sordu. Sorusunun cevabı alaycı bir biçimde gülerek gelmişti. Bu bir adam sesiydi ve kızın artık gördüğüne göre adam uzun yapılı ve esmer bir adamdı. Elinde güzel bir el yapımı asa tutuyordu. Gözleri çimen yeşili kadar güzeldi. Gözlerinin renginde uzun bir pelerin vardı. Bir yolculuktan yeni gelmiş gibi derin derin bulutsu bir ses bırakarak soluyordu. Nazikçe gülümsemesinin ardından parlayan uzun beyaz dişleri birer inci gibi parıldıyordu. Her biri aynı boyda olan ve parlaklığı yüzünden insanın gözünü alan dişlerinin arasından kırmızı iki dudak çok belli oluyordu. Adamın esmer teni ve kömür karası saçlarıyla birleşince gözleri ve ağızı mühteşem duruyordu. Isabelle hemen gözlerini ondan çevirdi. Adam gülerken biraz bekledi ve sonunda "Evime böyle hırsız gibi giren bu ufak hanımın kim olduğnu öğrenmek istiyorum. Hem yarabere içindesin hem de... bir büyücüsün." dedi. Sonra yerdeki asaya eğilerek asayı eline aldı. Boş olan elide artık bir asayla dolunca Isabelle hemen kendini savunması gerektiğini anladı. Ama söyleyecek bir kelime bile bulamıyordu. Hafifce gülümsedi ve kısık sesle öksürdü. Sonra adamıon yüzüne bakarak "Beynime kan götürdüğün için teşekkürler ama artık beni indirsen." diye söylendi. Adam çok eğleniyormuş gibi büyük bir kahkahadan sonra "Tabiki matmazel." diyerek asasıyla bir kaç hareket yaptı. Isabelle kafasının üstünde yere yapıştıktan sonra büyük ve tok sesi duydu. Sonra hafifce sendeleyerek ayağa kalktı. Başını tutarak sinirle adama baktı. Ama adam hala çok eğleniyordu. Buna çok kızan Isabelle adamın üstüne atladı ve kısa bir boğuşmadan sonra kendi asasını almayı başarmıştı. Hızla ve öfkeyle asasını savurdu ve Azkaban'a geçen defaki gibi yeniden gitmesini sağlayacak sözcükler istemsizce ağzından dökülüverdi;

"Avada Kedavra!"

Asasının ucundan çıkan büyük yeşil ışıkla beraber ortalık mahşer alanına döndü. Büyük bir sis etrafı kapladı. Soğuk hava güz mevsiminin tam ortasında evin içine dağıldı. Isabelle'nin karşısında duran esmer adam gözleri boş bir bakışla doluydu. Yere doğru kayarken Isabelle üşüyerek koşmaya başladı. Ama artık çok geçti tam karşısında büyük pelerindi insan demeye dilin avramayacağı bir canlı çıktı. Havanın sisinde sürüklenerek ilerleyen canlı Isabelle'e yaklaştı... yaklaştı... Isabelle yere düşmüştü. Ama hiç çırpınmıyordu. Çırpınmaya bile gücü kalmamış gibi boş bir şekilde üzerinde duran pelerinli canlıya bakıyordu. Rüzgar kadar yavaş bir biçimde pelerinin kukuletasını indirmeye başlıyan canlının Ruh Emici olduğuna artık emindi. Ama Isabelle artık ondan kaçamayacağınada emindi. İki dünya arasında sıkışmaya hazır bir ruh gibi bekliyordu saat tiktaklarının acılı hareketini. İlerideki saatin sesi büyümüş inatlı bir biçimde atıyordu. Tik... tak... tik... tak... Bir kaç dakka geçmişti sanki. Elleri ve ayakları soğuktan artık titremeyi aşmış havale geçiriyordu. Ama yapıcak hiç bir şeyi yoktu. Gönlü sökülüyor gibi yukarı kalkmış göğüs kafesini terkeden ruhu ağzına doğru gidiyor ve ağzından feryatlar içinde kayboluyordu. Sonunda büyük bir ışık çakmalıydı. Ama hiç bir zaman büyük bir ışık çakmamıştı. Artık tamamen karanlığa mahkumdu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Seçmen Şapka
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 24
Yaş : 106
Asam : ...
Özel Yetenek : ...
Kayıt tarihi : 08/12/08

MesajKonu: Geri: Gabriella Alice Cullen   Perş. Şub. 12, 2009 3:52 pm

Hoşgörüyü ve sevgiyi unutmuş küçük hanım...Herşeyden uzak olma,çünkü soğuk olanlar her zaman kaybeder. Kendine arkadaş edinmelisin. Seni kardeşlerinin,küçük şeytanların olduğu yere yolluyorum. Slytherin..!


Slytherin V. Sınıfı öğrencisi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Gabriella Alice Cullen
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» gakuen alice fan club

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
^^ Hogwarts Akademisi ^^ :: Merkez Büro :: Seçmen Şapka-
Buraya geçin: