^^ Hogwarts Akademisi ^^


 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Andrew Calvin J. Duelga

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Andrew Calvin J. Duelga
Gryffindor V. Sınıf Öğrencisi
Gryffindor V. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 67
Yaş : 23
Nerden : Londra
Savaşta Tarafı : Zümrüdüanka Yoldaşlığı
Rp Sevgilisi : Kolay mı Andrew'la sefkili olmak xP
Asam : Söğüt Yaprağı
Rp Yaşı : 15
Kayıt tarihi : 12/03/08

Character sheet
Büyü Gücü:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Andrew Calvin J. Duelga   Perş. Şub. 05, 2009 2:33 pm

Ad&Soyad: Andrew Calvin Jakov Duelga
Kişisel Portre: Kararlı ve dediğim dediktir. Aslında çoğu zaman inatçıdır ama asla bunu kişisle çıkarları için yapmaz. Hayatta en değer veridği şey dostluk ve sevgidir; bu yüzden arkadaşlarını korur ve her daim saunur. Zekidir ama derslerine çok düşkün değildir. Yine de ödevlerini yapacak kadar sorumluuk sahibi biridir. Macerayı sever. Cesurdur, kolay korkan biri değildir. Aynı zamanda soğukkanlı oluşu ona bazı durumlarda artı puan olarak döner.
Aile Özgeçmişi: Ailesi hakkında çok şey bilmez, genç adama halası bakıp büyütmüş ve ailesi hakkında yıllardır tek kelime etmemiştir.
Örnek Rp:


Kapıyı fazla sert açmış olacak ki uykusu derinmiş gibi görünen genç kadın, göz kapaklarını aralayarak kısık bakışlarını Jakov'a doğrulttu. Yorgun bakan gözleri geceyi neredeyse hiç uyumadan geçirdiğini kanıtlıyordu. Kalın, beyaz yorganı üzerinden yavaşca çekip yataktan doğruldu. Çıplak, pürüzsüz bedeni ay ışığında parlıyor, eşsiz endamı daha göz kamaştırıcı bir hale bürünüyordu. Sabahlığını üzerine geçirdikten sonra eli kapı kolunda bir süredir bekleyen Jakov'a doğru yaklaştı. "Gidiyor musun ?" diye sordu sessizce. Jakov başını "Evet" manasında salladığında bakışlarını devirdi genç kadın. Belli ki istemiyordu gitmesini. Belli ki o da biliyordu giderse birdaha geri dönemeyeceğini. Ama bilmediği birşey vardı; Jakov onu, bir tek onu sevmişti. Sonunda, elinde yaprak izi çıkaran kapı kolunu bırakıp, genç kadına dönme cesaretini yakaladı. Gözlerine baktığında onu bırakmak istemeyeceğini biliyordu. Onu kendine doğru çekti ve öpmeye başladı. Belki ona son dokunuşu, son öpüşüydü bu. Belki de birdaha onu hiç göremeyecekti. Kendini ne kadar zor da olsa ayırdı ondan. Artık ayırılık vakti gelip çatmıştı. Genç kadın çaresizlik içinde yatağına geri dönerken, holde ilerleyen genç adamın sessizce ağladığını hiç görmemişti ve göremeyecekti.

Dışarısı soğuktu. Fakat ayrılık ondan bin kat daha soğuktu. Aklında hala Jamie vardı. Hala kokusunu ve varlığını hissediyordu. İlk defa bu kadar çaresiz bir duruma düşürmüştü onu bu hayat. Bir diğer yarısı olan Jamie'yi koparıp almıştı ondan. Artık hiçbirşey eskisi gibi olamazdı onun için. Kendini kimi zaman aşağlık bir insan gibi hissetirmişti Jamie'ye olan aşkı. En yakın arkadaşının nişanlısıyla gizlice ilişki yaşaması ona da çok koyuyordu. Arkadaşına her bakışında çekiniyordu ondan. Sanki onun olanı ondan koparmışcasına vicdan azabı çekiyordu uzun zamandır. Artık o yönden içi rahattı. Arkadaşının olan daima arkadaşında kalacaktı. Bu sefer Jakov için zor günler başlayacak, birdaha eskisi gibi olamayacaktı. Michael'ın Jamie'ye dokunduğunu düşünmek bile onu yaralarken, gün gelip evlenirlerken o mutlu ifadelerine nasıl katlanacaktı ? Düşüncelerini bölen bir "Şak"
sesi aniden arkasına dönmesine neden oldu.

"Jakov ! Tanrım bir haftadır sana ulaşmaya çalışıyorum...!" Bukleli sarı saçları yuvarlağımsı yüzüne ayrı bir güzellik katmıştı. Buz mavisi gözleri etrafa adeta neşe saçıyordu. Adı Melanie olan genç kadın kendini Jakov'un boynuna atırverdi. Şaşkın ifadesini gizleyemeyen Jakov onu neden aradığını merak ediyordu şimdi. Acaba yıllardır onu arayıp sormayan Melanie ne olmuştu da onu aramaya tenezzül edebilmişti ? Kafasındaki soru işaretleri gitgide çoğalırken Melanie konuşmaya başladı:

"Doğum gününü unutacağımı mı sandın yoksa ?" Doğum günü kutlamak o an için Jakov'un yapmak isteyeceği en son şeydi. Yine de gülümsemeye çalışarak Melanie'ye baktı. "Haklısın bunu düşünmem büyük bir hataydı." genç kadının gözleri daha çok parlamaya başlamıştı. Jakov nedenini bilmiyordu ama bu bakışlardan oldukça rahatsız olmuştu. Yıllardır dostum dediği Melanie o gece ona daha başka bakıyor gibiydi. Bu da Jakov'un tedirgin olmasına neden oluyordu.

"Bize gidiyoruz." dedi Melanie Jakov'un koluna girerken. O an Jakov gidecek hiçbiryeri olmadığını hatırladı. Jamie'nin sadece kalbinden değil, evinde de ayrılmıştı. Bu acı gerçek bir kez daha kalbini acıtırken Melanie kaldığı yerden devam etti: "Kalacak bir yerin varmış gibi görünmüyorsun. Aklı başında hiçkimse gecenin üçünde sokakta dolaşmaz. Hem de hava bu kadar soğukken asla." kelimesi kelimesine haklı da olsa Jakov bunu yapamazdı. Bir sığıntı misali Melanie'nin evinde yaşayamazdı. Katlanılmaz gururu devreye girip onu sürekli rahatsız eder dururdu.

"Sağol Melanie, kendime bir yer bulabilirim-"

"Kapa çeneni Jak, benimle geliyorsun." Jakov'un sözünü bölen genç kadın onu evine götürmekte kararlı görünüyordu. Daha fazla çene yormanın boşa olacağını düşündüğü için sustu Jakov. Yol boyuna da sadece Melanie'nin kariyeri hakkında hikayelerini dinledi. Konuşmak artık onun için zordu. Sanki o evde yaşama dair bazı fonksiyonlarını bırakmıştı. Jamie olmadan asla işlemeyecek olan fonksiyonlar...

Melanie'nin evi oldukça sıcaktı. Sözde yakın dmeişti ama buraya gelmeleri neredeyse iki saatleirnin boşa geçmesine malolmuştu. Yemekte bile konuşabilen Melanie bir kez daha yılların onu daha konuşkan bir insan yaptığını kanıtlıyordu. Jakov ise tabağında öylece duran yahnisiyle oynuyor, bir yandan da Jamie'nin nasıl olduğunu merak ediyordu.

"- ve daha sonra dedim ki- Jakov neyin var ? Geldiğimizden beri, hatta yoldayken bile tek bir kelime etmedin. On beş dakikadır yahninle oynuyorsun ve tek yaptığın dalıp gitmek."

"Ben iyi değilim Melanie" diye yanıtladı Jakov. Bunu anlatmaya hazır değildi belkide. Fakat birilerine anlatmazsa bu yükün içinde daha çok büyüyeceğini hissediyordu. Melanie'nin ne düşüneceğini bilmiyor ve o an için önemsemiyordu. Çatalını elinden bırakırken derin bir nefes aldı. Olanları Melanie'ye nasıl anlatacağını düşünüyordu.
"Jamie'yi tanıyorsun. Okulun en popüler kızıydı. Tüm erkeklerin gözdesi, quidditch yıldızıydı. Son sınıfta ondan hoşlanıyordum. Aslında o da benden hoşlanıyordu ama bunu pek belli etmiyordu. Yıl sonunda ona çıkma teklifi etmeyi planlamıştım ta ki arkadaşım Michael gelip bana Jamie'yi sevdiğini söyleyene kadar. Çıkmaya başladılar. Hatta mezun olduktan iki yıl sonra nişanlandılar. Bense onları hep uzaktan izledim. Michael'ın yaralandığı zamanı biliyorsundur. O zaman benden evindeki evrakları alıp arkadaşına ulaştırmamı istedi. Kabul ettim ve hemen evine gittim. Jamie evdeydi ve yalnızdı. Michael'ın çalışma odasına girip evrakları ararken yanıma geldi. Önce konuştuk. Bana mutlu olmadığını, Michael'a olan duygularının eskisinden farklı olduğunu söyledi. Aslında sevinmiştim ama belli etmek istemedim. Bana yaklaşıyordu. Başta evrakları alıp hemen gitmeyi düşündüm, ama mesafe daraldıkça aklıma başka şeyler gelmeye başlamıştı. Sonra beni öpmeye başladı ve-"

Şaşkınlığı yüz ifadesinden okunabilen Melanie "Ayrıldınız mı ?" diye sordu sessizce. Öylesine şaşkındı ki büyük bir iştahla yediği yemeğini unutmuş, Jakov'un anlattıklarını pür dikkat dinliyordu. Jakov ise başını öne doğru salladı. Tüm bunları anlatmak eskileri aklında yeniden canlandırmıştı. Jamie'nin peşinde koştuğu o gençlik yılları bir film şeridi misali geçip gitmişti gözünün önünden. Melanie'nin şaşkınlığı gitgide gergin bir ifade almaya başlamıştı. Jakov birşeylerin ters gittiğini düşünerek ayağa kalktı.
"Sanırım artık yatsam iyi olacak. Bu arada ben nerede kalacağım ?"

"Benim odamda" diye cevapladı Melanie. "Koridorun sonundaki oda." Jakov koridorun sonundaki odaya doğru ikerken Jamie'ye gitti aklı. Onunla vedalaştığında da uzun koridorlardan geçip hole ulaşmıştı. Acaba şimdi ne yapıyordu ? Belki de Michael'ın işi erken bitmişti ve eve erken gelmişti. Belkide Jamie çoktan başka birilerini bulmuştu. Kalbi gitgide daralırken kapının önünde durduğunu farketti. Kapı kolu Jamie'ninkinin aksine daha sade ve şekilsizdi. Oda Jamie'ninkine göre daha ağır renklerle boyanmıştı. Eşyalar ise daha göze batıcıydı.

"Odayı beğenmiş olmalısın." diyerek içeri daldı Melanie. Jakov'un tam darşısında dikiliyordu. Öylece bakıyorlardı birkaç dakikadır birbirlerine. Güneş çoktan doğmuştu. Yeni bir güne yeni bir hayata merhaba diyordu. Tıpkı hayatı kökten değişmiş olan Jakov gibi. Melanie daha çok yaklaşıyordu Jakov'a. Jakov ise sadece Melanie'ye bakıyor ve Jamie'yi düşünüyordu. Yerinde Jamie'nin olabilmesi için herşeyi yapmaya hazırdı. Sonunda dudakları Melanie'ninkilerle buluştu. Fakat Jakov'un aklında hala Jamie vardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Seçmen Şapka
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 24
Yaş : 106
Asam : ...
Özel Yetenek : ...
Kayıt tarihi : 08/12/08

MesajKonu: Geri: Andrew Calvin J. Duelga   Perş. Şub. 05, 2009 2:39 pm

Cesur, sorumluluk sahibi ve iyi birisin. Bunlar ağır basıyor. O zaman...


Gryffindor V. Sınıf Öğrencisi!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Andrew Calvin J. Duelga
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
^^ Hogwarts Akademisi ^^ :: Merkez Büro :: Seçmen Şapka-
Buraya geçin: