^^ Hogwarts Akademisi ^^


 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Daniel Jacob Benjamin Black

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Daniel Jacob B. Black
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 116
Yaş : 22
Nerden : İzmir :P xD
Savaşta Tarafı : O.o o.O Sorulacak soru var sorulmayacak soru var O.o o.O
Rp Sevgilisi : Lady'm x)
Asam : Korkusuz Lord
Özel Yetenek : Animagus[Jag!], Çatalağız, Zihinbendar, Zihinfendar Razz
Rp Yaşı : 25
Patronus : Jag!
Kayıt tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Daniel Jacob Benjamin Black   Cuma Ocak 30, 2009 4:01 pm

Oldukça acemice ve sadece eğlenmek için yazılmıştır. Maksat geçmişe biraz ışık tutmak xD Ex.'teki DJ karakterimin geçmişinden bir parça.

~~~~Hogwarts'ta Birinci Yıl~~~~

Zaman hızla akıyor ve harika bir Noel tatili de bu hızla bitiyordu. İki küçük afacan karşılıklı oturmuş birbirlerine sinirle bakarak somurtuyorlardı. Daniel elini yumruk yapmış, çenesine destek oluyordu. Brian ise sadece sinirli bir biçimde nefes alarak Daniel’a bakıyordu. İkizlerden biri daha fazla dayanamayarak ayağa kalktı ve

“Daniel! Daha ne kadar somurtup sıkılmamızın hırsını birbirimizden çıkaracağız anlamıyorum. Hem sanki kavga edip, ceza alıp annemler pikniğe giderlerken evde kalmamıza neden olan sırf benmişim gibi davranma. Sen de en az benim kadar suçlusun.”

Dedi. Bu sözlerin ardından somurtmaya devam eden diğer çocuk da ayağa fırladı ve yine kardeşine sinirle bakarak

“Hiç de bile! Eğer günlüğümü okumasaydın ben de senin büyücü kartlarını farkında olmadan yakmazdım! Ve de sonuç olarak annemin elbisesi tutuşmaz, annem de bize kızmazdı.”

Dedi. Yüzündeki somurtma biraz olsun yerini gülümsemeye bırakmıştı. Gene gülümsüyordu, sanki hiçbir sorun yokmuş gibi, her şey yolunda gidiyormuş gibi. Bu da yine ikizi Brian’ı sinir etmişti. Brian da sinirini bir kenara bırakarak

“Sen de bana o günlüğe ne yazdığını söyleseydin. O zaman Bonnie’yi sevdiğini zorla öğrenmek zorunda kalmazdım. Ki büyücü kartlarım da yanmazdı.”

Diyip kardeşinin omzuna bir şaplak attı. Bu ikisinin arasında bir iletişim gibi bir şeydi. Sorun yok anlamında. Ama Danny gülmeye devam ederken dayanamayarak Brian’ı sinir etmeye devam etti:

“Eh o zaman o günlüğe yazmamın ne anlamı kalırdı acaba, söyler misin? Her şeyi sana söyler ve yazmam gereken hiçbir şey kalmazdı o zaman. Ama sen özelime öyle meraklıymışsın ki-“

“Özeline meraklı mıyım? Senin ne özelin olabilir ki? Daha on bir yaşındayız. Kardeşinle paylaşman gereken ufacık ‘cık’ bir şeyi bile paylaşmadın. Kendinden utanmalısın. Hem de Bay Weasley’den. İkicik kızlarından biriciğini sevdiğini bilseydi neler olurdu acaba?”

Dan daha fazla üstelemeyerek sustu ve gözlerini devirerek bir

“Özür dilerim..”

geveledi ağzında. Brian da bunun ardından kardeşinden özür dileyerek gülümsedi. Bu Daniel’a yeterli olmuştu da artmıştı bile. Hemen kardeşinin boynuna sarıldı. İki yaramaz barıştıklarına göre gün devam edebilirdi artık. En azından onların açısından. Dan yine sinsi sinsi gülümsedi ve

“Bizi evde bırakanlar kim Brian?”

diye sordu. Brian’dan, annemler, diye bir mırıldanma duyunca Dan yine devam etti:

“Peki, bizim canımızı bu kadar sıktıklarına göre, sence de bir şakayı hak etmiyorlar mı? En azından bir cezayı. Çünkü inan hiç sıkılmadığım kadar çok sıkıldım!”

Brian’dan gene bir mırıldanmayla, evet, duyuldu. Daniel bu sefer çenesini kaşıyıp düşünceli bir tavır takınarak

“O halde son durağımız annemlerin yatak odası! Vın vıın! Evet Mr. Black, hadi siz de otobüsümüze atlayın da yaramazlığa doğru ufak ve eğlenceli bir yolculuğa çıkalım!”

dedi. Bunun ardından Brian, Daniel’ın arkasına geçti ve sanki otobüste gidiyorlarmış gibi

“Ben hazırım Mr. Black, hadi vakit kaybetmeden gidelim.”

Dedi. Danny onayı alır almaz sanki bir vites varmış gibi elini şöyle bir kıvırdı ve hızlı bir şekilde anne ve babalarının yatak odasına doğru yürümeye başladı. Yatak odasına vardıklarından sanki fren yaparmış gibi hızla durdu ve

“Son durak, yatak odası. Yolculuk ücretiniz bu sefer de benden. Bir dahakine siz verirsiniz artık bayım."

Dedi. İkisi birlikte kısa bir kahkahaya boğulduktan sonra sessiz ve sinsi bir biçimde yatak odasına daldılar. Daniel’ın gözüne içeri girer girmez annesinin pek değerli takı ve mücevher kutusu çarptı. Daha önce abisinden bu kutunun içinde çok değerli şeyler olduğunu duymuştu ama hiç açmaya cesaret edememişti. Çünkü annesi buna çok kızardı. O kutuyu açan abisi Kevin’e ‘sofrayı kurmaya yardım’ cezası vermişti. Ki bu da evin oğlanları için felaket bir cezaydı. Ama Daniel abisiyle gurur duyuyordu çünkü kardeşlerine öncülük ederek böyle bir cesarette bulunmuştu. Gerekirse Daniel da Brian’la birlikte bunu yapacak ve kendinden küçük kardeşlerine örnek olacaktı.

Brian’a bir bakış fırlatıp mücevher kutusunu gösterince bu Brian’ın anlamasına yeterli olmuştu bile. Daniel kardeşinin sırıtışından destek alarak mücevher kutusuna yavaşça yaklaştı ve yine yavaş bir şekilde kutunun kapağını açtı. Açar açmaz da büyük bir şokla karşı karşıya kaldı. Çünkü kutunun içi ağzına kadar değerli takılarla ve incilerle doluydu. Daniel’ın gözleri şokla büyürken Brian’ın da ağzı açık kalmıştı. Daniel hemen dikkatini ilk çeken ve annesinin sürekli taktığı inci kolyeyi kaptı. Boynuna takıp kirpiklerini kırpıştırdı ve kıvırtarak yürümeye başladı. Brian kahkahalar içinde boğulurken, Daniel

“Briaaan! Danieeel! Cezalısınız! Elbisemi nasıl tutuşturusunuuzz!”

diyerek annesinin taklidini yaptı. Daha fazla abartmanın iyi olmayacağını düşünerek kolyeyi boynundan çıkarttı ve sesini eski haline getirdi. Brian da gülme krizinden kurtulunca mücevher kutusuna şöyle bir göz attı. Ama Daniel’ın gözü hala inci kolyedeydi. Sinsi sinsi düşünürken bir anda

“Bu kolyeyi çaktırmadan Bonnie’ye versem süper olurdu.”

Dedi. Bununla birlikte Brian başını ok gibi hızla kaldırdı ve

“Hadi yaaa! Nedenmiş o! Neden Bonnie’ye verecekmişsin? Bir kere o kolyeyi ben Ginny’ye versem daha süper olurdu!”

diye Daniel’a çıkıştı. Danny hem Brian’ın tepkisinin hem de kolyeyi Ginny’ye verme fikrinin şokuyla donup kaldı ve gülerek

“Ah demek öyle! Hem Ginny’yle hiçbir bağınız veya alakanız yok! Seni tınlamayacaktır bile! Hmm, Bay Weasley diğer kızının da bir Black tarafından kapıldığını öğrenince ne diyecek acaba? Çok bencilsin Brian, orda sürüyle kolye ve dahası var neden benim aldığıma göz koyuyorsun hemen?”

dedi Brian’a. Brian hemen ona doğru yürüyerek

“Bencil miyim? Asıl sen bencilsin. En güzel kolyeyi alıp platonik aşkına hediye etmeyi falan düşünüyorsun. Dikkatini çekerim, en güzel kolye ve annemin en sevdiği kolye!”

diye bağırdı Daniel’a. Daniel bu sefer cidden sinirlenerek

“Tamam, kolyeyi çok istiyorsan önce benden alman lazım.”

Dedi. Hemen sonra Brian kolyeyi kapmak için hızla kolyeyi yakaladı ama aynı hızla Daniel da kolyeyi çekti. İnciler bir anda etrafa saçıldı. İşte o anda da iki kardeşin gözleri şokla büyüdü. Daniel bir Brian’a bir de etrafa bakıyordu. Şimdi ne yapacaklardı?

“Off! Merlin’in Sarkık Donu! Daniel, şimdi ne yapacağız?”

Daniel şaşkın bir ifadeyle mırıldandı:

“Bilemiyorum, ne yapsak nafile. Okul dışında büyü yapamayız ve yapmamız gereken büyüyü bile bilmiyoruz. Ki zaten yakında annemler döner."

Brian da Daniel da çaresiz bir biçimde yan yana oturdular ve çare düşünmeye başladılar:

“Gidip kolyenin aynısından alsak?”

“O kolyenin büyükannemden kaldığını anımsıyorum.”

"Hmm”

“İncileri toplayıp başka bir ipe dizsek?”

“?”

“Tamam anladım, saçma bir fikir. Öyle bakmana gerek yok.”


İki kardeş çaresizce oturmaya devam ederlerken kapının çaldığını duydular. Hemen ardından da bağırışmalar ve hıçkırıklar...

Daniel’ın kalbi hızla çarpmaya başlamıştı. Brian’ın bakışlarını üzerinde hisseder hissetmez onun kolunu dürttü ve başıyla kalkmasını işaret ederek kendisi de kalktı ayağa. Bu bağrışmalar hiç de iyiye işaret değildi çünkü bu ailede bu şekilde bir bağrışma ve hıçkırığı duymak çok zordu. Daniel daha fazla dayanamadan ve Brian’ı bile beklemeden koşarak merdivenlerden indi. Gözlerini yumdu bir an için. Görmek istemeyeceği bir şey görmek istemiyordu. Ama böyle de sonsuza kadar bekleyemezdi ki gözleri yumuluyken birinin omzuna dokunduğunu fark etti. Gözlerini açmalıydı artık, her ne kadar istemeyeceği bir şeyle karşılaşacağını bilse de.

Gözlerini açıp kafasını kaldırdığında yanında ablası Mell ve abisi Kevin vardı. Mell’in gözleri boncuk boncuk yaşlarla doluydu. Kevin ise somurtuyor ve kardeşine sanki dayanıklı olması için destek veriyormuşçasına omzuna vuruyordu. Dan, kalbi hızla çarpmaya devam ederken yanlarına Brian’ın geldiğini fark etti. Ancak o direkt donup kalmıştı, mas mavi gözleri korkuyla büyümüştü.

Daniel endişeli bir biçimde kafasını Brian’dan malikanenin kapısına çevirdi. Yerde annesi yatıyordu ve babası hıçkıra hıçkıra ağlayarak onun yanına diz çökmüştü. Diğer akrabalar ise etraflarını sarmışlardı resmen. Dan’in kuzeni Nerissa’nın annesi yani Daniel’ın halası, kardeşi Jacob’a destek çıkmaya çalışıyordu sözleriyle. Ancak o dinlemiyormuş gibiydi. Daniel ne olduğunu anlamıştı galiba, annesi ya bayılmıştı ya da...

Bayılmış olsaydı babası bu kadar çok ağlamazdı. Uyanması için çözümler arardı ve güçlü olmaya çalışırdı. Daniel kendine hakim olamayarak Brian’ı da kolundan yakalayarak annesinin ve babasının yanına gitti. Gözleri farkında olmadan yaşlarla dolmuştu. Ancak gözünü kırpmıyordu çünkü akmalarını istemiyordu. Birinci sebebi insanların karşısında zayıf düşmemek ve Nerissa’ya rezil olmamaktı. İkinci sebebi ise, daha doğrusu umduğu, ortada aslında hiçbir şeyin olmamasına rağmen hüngür hüngür ağlayan konumuna düşmek istememesiydi. Ancak öyle değildi, annesinin cansız ve bir o kadar da solgun bedeni yerde yatıyordu işte. Artık inci kolyeyi kopardıklarını nasıl da anlatacaklarını dert etmelerine gerek kalmamıştı. Zaten artık anneleri yoktu...


En son Daniel Jacob B. Black tarafından Ptsi Şub. 09, 2009 11:48 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Daniel Jacob B. Black
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 116
Yaş : 22
Nerden : İzmir :P xD
Savaşta Tarafı : O.o o.O Sorulacak soru var sorulmayacak soru var O.o o.O
Rp Sevgilisi : Lady'm x)
Asam : Korkusuz Lord
Özel Yetenek : Animagus[Jag!], Çatalağız, Zihinbendar, Zihinfendar Razz
Rp Yaşı : 25
Patronus : Jag!
Kayıt tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Geri: Daniel Jacob Benjamin Black   Cuma Ocak 30, 2009 4:02 pm

Olaydan Bir kaç Gün Sonra

Daniel artık babasının toparlandığını fark etmişti. Nasıl oluyordu da bu kadar çabuk toparlanabiliyordu, olayın şokunu nasıl bu kadar da çabuk atlatabiliyordu? Oysa ki babasının annesine aşık olduğunu düşünüyordu Dan. Çünkü onun için her şeyi yapıyordu, bir dediği iki edilmiyordu. Ayrıca koskocaman bir aileydiler. Herhalde sevgisiz bir evlilikten böyle birbirine bağlı bir aile olmazdı.


Malikaneye derin bir sessizlik hakimdi. Hiç kimse konuşmuyor, eğlenmiyor ve neredeyse hiç yemek yemiyorlardı. Daniel açlıktan ölmeyeceklerini bilse evde hiç yemek yapılmayacağından emindi. Yüzüne bir gülümseme hakim oldu bunu düşününce ancak etrafındaki akrabalarının ters ters bakmasıyla eski somurtkan haline döndü. Daniel sürekli gülümsemeye alışık bir çocuktu ve bu tarz durumlarda çok büyük zorluklar çekiyordu, söz konusu kayıp annesi bile olsa. Talihsiz ve iki yüzlü hayatlarını somurtarak ödüllendireceklerine gülümseyerek inadına cezalandırmalarının daha mantıklı olduğunu düşünüyordu.

Somurtkan olmaya özen göstererek babasının son zamanlarda tek başına vakit geçirdiği bahçeye gitti. Bu bahçeye ancak babasının ve annesinin odasından geçiliyordu. Bunun için de ayrıca özür dilemesi gerekecekti ancak babasıyla konuşması gerekiyordu. Hakikati bilmeliydi, kararlarının oluşabilmesi için bu şarttı.

Çekingen bir biçimde bahçeye, babasının yanına gitti. Babasının gereksiz yere gülümseyen yüzünü görünce bir an için şaşkınlıkla kaldı ve

“Şey ben.. odanıza izinsiz girdiğim içim özür dilerim ancak öğrenmek istediğim bazı şeyler var. Mesela nasıl oluyor da bu kadar çabuk annemi unutabiliyorsun baba?! Nasıl oluyor da bu kadar çabuk inzivana çekilmeyi başarabiliyorsun? Bizi hiç mi düşünmüyorsun? Annemi hiç mi hatırlamıyorsun, onu özlemiyor musun?”

diye yarı ağlamaklı yarı kızgın bir biçimde sorular sormaya başladı. Bu daha çok babasını azarlamak olarak adlandırılırdı ancak genç adam oğlunun sinirden kızarmış yüzüne karşın hala gülümsüyordu. Daniel anlayamamış bir biçimde babasını süzerken genç adam ona yanına oturması için işaret etti. Daniel oturmaktan çekinince de aynı tavırla konuşmaya başladı:

“Otur şuraya DJ! Sen ayaktayken yeterince iyi konuşamayız. Hem de kendimi lord gibi hissetmeme sebep oluyor bu ki benim yerime senin lord olmanı hiç bir şeyden çok istemem. Neyse, dinle beni. Benim hiç kimseyi unuttuğum falan yok. Hele de anneni, onu unutabildiğimi hiç kimse söylemez! Söylememeli, dışarıdan öyle gözüküyor olabilir. Ancak ben onu unuttuğumu söylersem sadece kendimi kandırmış olurum. Sadece kendi kendime, aşkın canı cehenneme, diyorum. Çünkü böyle diyince sanki onu unutuyormuşum gibi oluyor. Ama dediğim gibi, sadece kendimi kandırıyorum. Şimdi buradan git Daniel!”

Daniel az önce oturmuş olduğu sandalyeden sinirle kalktı ve

“Hah! Gideyim mi!? Anneme bunu kimin yaptığını söylemeden mi? Rüyanda bile göremezsin baba ki Merlin şahidim olsun, eğer söylemezsen zorla öğrenmeye de çalışırım, emin ol!”

dedi. Babasının yüzündeki gülümsemenin yerini burukluk aldı. Yine aynı ses tonuyla konuştu:

“Bak Dan, hiç kimseyi suçlamanı istemiyorum. Çünkü anneni bizden alan kişi senin okuldaki arkadaşın Tom’ın babası. Tom ve babası için üzgünüm, çünkü çok yakında onları birbirlerinden ayırmak zorunda kalacağım, oğlum.”

Daniel şaşkın bir biçimde kafasını sallayarak babasının yanından koşarak ayrıldı. Hala inanamıyordu. Her şeyin bu kadar çabuk gelişiyor olması ilginçti. Peki ya Tom’la zaten berbat olan arkadaşlıklarına şimdi ne olacaktı? Onun babası nasıl böyle bir şeyi yapmış olabilirdi, seherbazdı o! Seherbazlar bile yollarını şaşırmışlardı sanki. Dan, Weasleyler’den başkasına güvenemiyordu iyi taraftan. Sanki her an ihanete uğrayacakmış gibiydi. Ailesinin neredeyse hepsi karanlık taraftandı. Sadece annesi önceden bir Weasley idi ve iyi bir kadındı, sonradan ölüm yiyen olmuştu. Peki ya Dan? Gryffindorlu’ydu ve tam bir iyilik yanlısıydı. Peki ya annesine yapılanı görmezden mi gelecekti? Mutlu yuvalarını dağıtan kişilerin güle oynaya çocuklarıyla birlikte hayatlarına devam etmelerine göz mü yumacaktı? Bu tam anlamıyla ihanet olurdu ailesine. Ancak zıttını da yaparsa bu sefer bulunduğu binaya ve çevresindeki dostlarına ihanet etmiş olurdu. Ama her nedense ailesinin tarafı ağır basıyordu.

Tatil sonunda bitmişti ve okula dönme zamanı gelmişti. Dan, somurtkan yüzlerden ve son zamanlarda anormal olan babasından kurtulacağına seviniyordu her nedense. Brian’la bile hiç konuşmamıştı olaydan sonra. Babası hariç hiç kimse ile konuşmamıştı henüz. Kendi başının çaresine bakıyordu ancak artık bu dert sona ermişti, Hogwarts’a, mutlu yuvasına dönüyordu çünkü.

“Hadi Dan! Brian çoktan hazırlandı!”

diye bir bağırma duydu aşağıdan Dan. Bu ablası Mell’in sesiydi. Onu bekletmek istemezdi çünkü sinirlenince kötü olabiliyordu. Hemen sürgülü bavulunu aldı ve tembel tembel merdivenlerden indi. Bavulun çıkardığı ses hoşuna gidiyordu, bu ses annesini uyuz ederdi. Bavulu eline alıp taşıması gerektiğini düşünürdü hep, yerde sürüklemesine kızardı. Annesi aslında çok uyuz biriydi Dan’e göre ama her şeye rağmen şimdi onu özlüyordu. Burada olup onu azarlamasını bile istiyordu. Daha önce hiç böyle garip hissetmemişti. Tabi amcasının ölümünü saymıyordu. Ancak o zaman bu kadar kötü olmamıştı, sadece kuzenleri Yancy ve Justin için üzülmüştü. Amcası ölmeyi hak eden kötü bir adamdı. Ancak annesi Melody, o tipik bir anneydi. Aslında bir melekti ama uyuzlukları vardı. Yokluğunda aranacak uyuzlukları...

Aşağıya indiğinde Mell’in yüzündeki sinir okunabilecek kadar açıktı. Bu yüzden gözlerini olabildiğince kaçırarak, Brian, Kevin ve Mell ile konuşmayarak kapıdan çıktı. Hava çok soğuktu. Ancak Dan her zamanki gibi umursamıyordu. Gryffindor atkısı hiçbir işe yaramıyordu çünkü sadece omuzlarında duruyordu. Dan her zamanki gibi gülümseyerek temiz havayı kokladı. Kar yağdığı için psikolojik olarak vanilyalı krema koktuğunu hayal ediyordu. Çünkü etrafta vanilya kremalı pasta görüntüsü vardı.

Hogwarts’a trenle döneceklerdi yine. Ekspres her zamanki büyüleyiciliğini koruyordu. Daniel hemen kendine boş bir kompartıman buldu ve kapısını hızla kapattı. Yanına kimsenin gelmesini istemiyordu. Kimseyle ne konuşmak ne de göz göze gelmek istiyordu. Başını ellerinin arasına aldı ve kafasını yavaş yavaş sallamaya başladı. Bunu genelde bir şeyleri unutmak için veya kafasındaki sesleri susturmak için yapardı. Fakat şimdi neden yaptığını bilmiyordu. Sadece rahatlamak istiyordu.

Kafasını sallamaya devam ederken kompartımanın kapısının açıldığını fark etti. Kafasını hemen kaldırdı ve gelen kişinin Weasley ikizleri Ginny ile bonnie olduğunu fark etti. Onların arkasında çekingen duran Brian ve Rose vardı. Rose’un yüzünden endişe okunuyordu. Dan, Rose’u çok severdi. Çünkü çok düşünceli bir kızdı. Daniel’da veya Brian’da bir acayiplik sezdiğinde hemen endişeye kapılır ve çözüm yolları aramaya başlardı. Zeki bir kızdı ve mantıklıydı. O da bir Weasley’di yani uzaktan akraba oluyorlardı. Ama Dan bu akrabalık meselesini pek umursamıyordu, hepsi arkadaş gibilerdi.

Sessiz kalarak Ginny’ye baktı sadece. Bonnie’ye bakmıyordu çünkü ona bakınca yanakları kızarıyordu. Rezil olmak isteyeceği son şeydi. Ginny sinirli görünüyordu, her zamanki gibi. Ancak Danny’ye kızmayı pek beceremezdi o. Çünkü ikisinin arkadaşlığı garipti. Sanki asla birbiri ile kavga etmeyen abi ile kız kardeşlermiş gibiydi. Zaten Ginny’nin yüzüne yine bir gülümseme hakim oldu ve

“Neden bizden kaçıyorsun Dan? Sana ne yaptık biz? Hadi bizi geçtim, Brian sana ne yaptı? Belki biraz olsun kör olmayı bırakıp etrafındakilere de bakarsın, diye söylüyorum.”

Dedi. Asla kızgın bir ton yoktu sesinde. Zaten Danny de gülümsüyordu her zamanki gibi. Biraz düşündü, sahi neden onlardan kaçıyordu ki?

“Özür dilerim Ginevra, hiç kimseden kaçtığım yok. Ben sadece- sadece kafamı toplamam gerekti ve şimdi normal halime döndüm. Sorun yok tamam mı? Hadi gelsenize ne kapıda bekliyorsunuz?”

Daniel’ın bu sözlerinin ardından Ginny, Bonnie, Brian ve Rose kompartımana mutlu bir geçiş yaptılar. Daniel gülümsüyordu ancak içten içe ağlıyordu. Rol yapmak hiç bu kadar zor olmamıştı. İşin kötü yanı ise Bonnie, Dan’in yanına oturmuştu. Ayrıca sürekli ona endişeli bakışlar fırlatıyordu. Çünkü Dan bir anda gülümsemeye başlamıştı ve tek kelime bile etmiyordu şimdi. Normalde muhabbet başlatır ve herkesi güldürürdü. Fakat şimdi sadece kendi gülüyordu. Buna bir son vermeliydi.


“Umarım kakaolu puding ve vanilya kremalı pasta vardır. Kurt gibi açım.”

Diyerek ortaya bir laf fırlatmaya çalıştı. En azından konuşmuştu işte. Dilini yutmuş hissini ortadan kaldırmaya çalışmıştı. Ancak gereksiz bir laftı çünkü zaten yemek yemeye ne kadar düşkün olduğunu hepsi biliyordu. Farklı bir şeyler düşünmeliydi ki o anda aklına son anda cebine attığı kaymak biraları geldi. Sinsi sinsi sırıtarak cebinden sırayla beş şişe çıkarttı. Anında Bonnie’nin yüzüne sinirli ifade hakim oldu. O çok kızardı kaymak birası içmelerine çünkü bazen çok kaçırıyorlardı ve profesörlerden azar işitiyorlardı. Binalarından da puan düşebiliyordu. On bir yaşındaki çocukların bunu yapması kesinlikle yasaktı çünkü. Ortada dolaşan ayyaş on bir yaşındaki çocuklar baş belası olabiliyordu.

Tek kızmayan Rose’du galiba. O da severdi böyle yaramazlıklar yapmayı. Kurallara karşı gelmekten daha hoş bir şey olamazdı herhalde. Denilenin tam tersini yapmak harikaydı! Dan kimsenin kızmasını tınlamadan kendine bir şişe aldı ve tam açıp kafasına dikecekken Bonnie’nin engel olduğunu gördü. Dan’in elini çekmişti ve içmemesini sağlamıştı. Dan, donuk bir ifade ve sinsi gülümsemesi ile birlikte Bonnie’ye bakıyordu. Dan’i en büyük zevklerinden birinden mahrum etmişti. Ancak Dan ona kızamazdı. Ki hiçbir şey demeyerek şişeyi geri bıraktı ve gözlerini yere devirerek sessiz kaldı. Brian şaşkınlık içinde kalmıştı. Çünkü Dan her zaman burnunun dikine giden ve kimsenin sözünü dinlemeyen biriydi. Ancak Bonnie’ye kızmamıştı bile, tek bir kelime bile etmemişti. Bu cidden garipti, kesinlikle Bonnie’ye olan duyguları gerçekti. Boş yere böyle davranmazdı.

Gözleri ayaklarında, şarkı mırıldanırken trenin durduğunu fark etti Dan. Gelmiş olmalılardı. Yüzündeki gülümseme genişledi ve sevinçle yerinden sıçradı. Hemen bavulunu alıp kompartımandan fırladı. Diğerleri de sevinmişlerdi çünkü Hogwarts onların yuvalarıydı, eğlenebildikleri yegane yerdi. Büyüleyiciliğinden hiçbir zaman ödün vermiyordu zaten. Dan yine gözlerini alamamıştı manzaradan. Gitmek için sabırsızlanıyordu. Bunun için kendi kendine hareket eden arabalara binmelilerdi. Dan onların nasıl hareket ettiğini merak ediyordu, hem de çok. Ama hiç araştırma gereği duymamıştı. Tam arabalardan birine binecekken ablası Mell’in şaşkınlıkla arabanın önünü işaret ettiğini gördü. Gözleri korkuyla büyümüştü. Dan şaşkınca

“Ne? Ne oldu be?”

diye sordu. Mell şaşkınlığını koruyarak

“Ne mi var? Şu yaratığı görmüyor musun yoksa?”

diye sordu. Daniel gülerek

“Hayır, hiçbir şey görmüyorum Mell. Bence Hogwarts’a varır varmaz tuvalete gidip yüzünü yıkamalısın.”

Dedi. Daha fazla kafayı üşütmüş olabilecek ablasıyla vakit kaybetmeyerek arabalardan birine bindi. Bonnie, Brian, Ginny ve Rose da geliyorlardı. Rose’un yanında bir kız daha vardı ancak Dan onunla tanışmamıştı önceden. Rose’la takılıyordu hep. O da onlarla beraber gidecekti anlaşılan arabada. Dan umursamayarak önüne döndü ve arkadaşlarının gelmesini bekledi. Ne kadar da uyuşuk hareket ediyorlardı. Ya da Danny fazla heyecanlıydı ve hızlıydı. Dayanamıyordu yavaş hareket etmeye, hızlı yaşamayı seviyordu. Bu sayede bir gününün içine yapacak bir sürü şey sığdırabiliyordu.

Herkes arabaya bindiğinde Dan sessizliği bozarak Rose’un arkadaşına tokalaşmak için elini uzattı ve

“Ben Daniel, tanışmamıştık daha önce yanılmıyorsam.”

Dedi. Kız da elini uzatarak

“Evet tanışmamıştık. Ben de Claire. Memnun oldum."

Dedi ve Daniel ile tokalaştı. Dan yeni birileri ile tanışmayı severdi. Farklı insanlar farklı muhabbetleri ve farklı ortamları getirirlerdi peşlerinde. Bu da hayata farklılık katardı.

Müdür ziyafeti başlattıktan sonra masaların üzerinde birbirinden lezzetli yiyecekler belirdi. Daniel sabredemeden bir ondan bir bundan yedi ve kısa sürede karnı tıka basa doydu. Zaten bir süre sonra da sınıf başkanlarının eşliğinde ortak salonlarına götürüldüler. Dan’in uykusu gelmişti, yorucu bir gün olmuştu. Arkadaşları ile vedalaşarak erkekler yatakhanesine gitti hemen. Her zamanki komedi görünen çizgili pijamalarını giyerek yatağına kavuşmanın sevinci ile anında uykuya daldı. İlk defa bu kadar çabuk uyumuştu. Normalde en son uyuyan kişi hep o olurdu. Bu onun için bir alışkanlık haline gelmişti. Ancak şimdi çoktan rüya görmeye bile başlamıştı...


^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^


En son Daniel Jacob B. Black tarafından Ptsi Şub. 09, 2009 11:49 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Daniel Jacob B. Black
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 116
Yaş : 22
Nerden : İzmir :P xD
Savaşta Tarafı : O.o o.O Sorulacak soru var sorulmayacak soru var O.o o.O
Rp Sevgilisi : Lady'm x)
Asam : Korkusuz Lord
Özel Yetenek : Animagus[Jag!], Çatalağız, Zihinbendar, Zihinfendar Razz
Rp Yaşı : 25
Patronus : Jag!
Kayıt tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Geri: Daniel Jacob Benjamin Black   Cuma Ocak 30, 2009 4:08 pm

Hayat her şeye rağmen yine devam ediyordu. Bunu gözlerini yine Hogwarts’taki yatağının kırmızı perdelerine açınca fark etti Dan. Sanki hiçbir şey olmamış gibiydi. Kevin ve Mell arkadaşları sayesinde toparlanmış olmalılardı. Ancak Dan nasıl toparlanacağını bilemiyordu. Gözlerini yatakhanede öylesine bir gezdirirken hala uyumakta olan Tom takıldı gözüne. Ona her zaman gıcık olmuştu, kuzeni Nerissa’ya asılırdı hep. Bu da yetmiyormuş gibi Dan’e bulaşırdı hep. Sebebi de yanlışlıkla onun en sevdiği kurbağasını ezmesiydi. Farkında olmadan olmuştu, bunda ne vardı yani kızacak!?

Yatakhanede kimse uyanmamış gibiydi, yatakların hepsi uykucu Gryffindorlu aslanlarla doluydu. Dan sessizce gülerek yatağından fırladı ve pek sevdiği kot pantolonu ile lacivert kazağını giyerek ortak salona gitti. Şömine hala yanıyordu. Şöminenin karşısındaki koltukta oturmak harika olabilirdi. Dan hemen koltuğa oturdu memnun bir ifade ile şarkı mırıldanmaya başladı:


“Derdime çare baytarım yok-“

ancak bir anda sözü kesildi ve başka birinin sesi duyuldu:

“Dengeme destek tut ki durayım. Bu ne acele Dan? Erkenden kalkmışsın. Ve de kalkar kalkmaz Sagopa’dan şarkılar mırıldanmaya başlamışsın. Hayret doğrusu.”

Daniel şaşkın bir ifadeyle, konuşmaya başlamış olan Bonnie’ye baktı. Şaşkınlığını mutluluğa bırakarak

“Vay canına! Sen de Sagopa dinler misin? Eğer öyleyse havalara uçacağım. Çünkü benden başka dinleyen tanımıyorum. Herkes çok basit ve yabancı buluyor çünkü.”

Dedi. Bonnie kızgın bir ifadeyle

“Basitmiş hıh! Sagonun üstüne tanımam ben. Neyse, onları tınlama sen de. Ee, ne yapıyorsun? Biraz muhabbet etmek ister misin?”

diye karşılık verdi Dan’e. Dan hemen

“Elbette isterim. Ayrıca Bonnie, sana demem gereken bir şey var. Ancak bana kızmayacaksın. Eğer benimle aynı düşünmüyorsan da hiçbir şey dememişim gibi düşün ve dediklerimi unut tamam mı?”

dedi. Bonnie ‘ee?’ dercesine bakınca da devam etti:

“Ben şey, ben galiba senden hoşlanıyorum. Yani galiba değil eminim, sen benim için çok çok özelsin. Seninle konuşurken heyecanlanıyorum ve ne diyeceğimi bile unutabiliyorum. Ayrıca gözlerine uzunca bakamıyorum. Sanki güneşe bakıyormuşum gibi oluyor ve- her neyse. Benimle çıkar mısın? Lütfen hemen kızma bir kere düşün.”

Gözlerini ilk defa Bonnie’nin şaşkın gözlerine bu kadar uzun süre dikmiş ve merakla bekliyordu. Bonnie’den bir gülme sesi duyuldu ve şaşkınca konuşmaya başladı:

"Dan, ben ne diyeceğimi bilemiyorum. Ginny demişti de inanmamıştım. Meğer gerçekmiş. Ama sana güvenmekte güçlük çekiyorum. Yani nasıl desem, sen şu anda beni kandırıyor bile olabilirsin çünkü karakterin buna çok uyuyor. Etrafta yaramazlık yapıyor ve çoğu zaman insanlarla şakalaşıyorsun. Şimdi benimle oyun oynayıp oynamadığını nasıl bileceğim?”

Daniel gülümsemesine engel olamayarak

“Yeter ki tek sorun bu olsun Bonnie! İnan bu sefer şaka yapmıyorum, olabileceğinden daha da ciddiyim hatta. Lütfen, lütfen bana bir şans tanı!”

dedi ve Bonnie’ye tatlı bir ifadeyle baktı. Onsuz yapamazdı herhalde. Hayatında daha önce bir kıza bu kadar çok değer verdiğini hatırlamıyordu, annesi, Ginny, Rose ve Nerissa hariç tabi. Ancak onlara verdiği değer biraz daha farklı bir boyuttaydı. Bu değerler kıyaslanamazdı. Sonuçta aşk başka, akrabalık ve arkadaşlık başka!

Bonnie de Dan’e o tatlı ve asi ifadesiyle baktı ve

“Peki Dan, ancak beni kandırdığını ve alay ettiğini fark edersem seni anında pelteğe çeviririm!”

dedi. Dan hemen ayağa fırladı ve asla yapmayacağı bir şey olan şeyi yaptı. Dans etti! Deli gibi tepiniyor ve saçma sapan dans hareketleri yapıyordu. Bu Bonnie’yi güldürmüştü. Dan utanarak yerine oturdu ve zaten o anda da Ginny ile Rose geldiler ortak salona. Dan onların görmemiş olduğunu umarak utangaçça başını onlara çevirip

"Günaydın Gryffindor’un Melekten Şaşma Şeytanlar’ı.”

Dedi. Ginny ile Rose da her zamanki gibi biraz kızarak ve biraz gülerek

“Günaydın sana da Dan, ancak bize böyle dememeni söylemiştik.”

Dediler bir ağızdan. Dan umursamaz bir tavırla tekrar Bonnie’ye döndü ve

“Ah pardon öyleyse fakat böyle demeyi seviyorum çünkü birbirinizden asi ve cadısınız! Kabul et Ginny, Slytherinli kızlarla benden bile daha iyi kavga ediyorsun. Sen de kabul et Rose, Slytherinli oğlanlara Brian’dan bile daha iyi laf oturtuyorsun. Bonnie’yi örneklememe gerek yok. Her şey ortada, her fırsatta birini pelteğe çevirmekten bahsediyor. Kabul edin, siz birer şeytansınız!”

Dan Bonnie’den son anda bir şaplak yemekten kurtulurken, Brian da tayfaya katıldı. Hemen ardından Nerissa da gelmişti. Dan’in gözleri yine kehanet küresi gibi açıldı. Çünkü Nerissa yine, okulun en kısa etek giyen kızı, unvanını başarıyla taşıyordu. Bonnie’nin fark edeceğinden korkarak gözlerini başka bir yöne çevirdi ve

"Günaydın, Nerissa. Gene formundasın bakıyorum da. Yoksa o Tom’la mı takılmaya gidiyorsun gene?”

diye Nerissa’ya onun çok gıcığına gidecek laflar etti. Ki Nerissa hemen Dan’ın üstüne yürüdü ve


“Sana ne DJ! Kıskanıyor musun okulun en güzel kızı seninle takılmıyor diye?”

dedi. Dan endişesini hiç de belli etmeyerek güldü ve aynı gıcık tavırla konuştu:

"Okulun en güzel kızı? Benimle takılmamak? Yanılıyorsun Nerissa, çünkü Bonnie bu sabah benim çıkma teklifimi kabul etti. Anlayacağın okulun en güzel kızıyla zaten takılıyorum, senin takviyene ihtiyacım yok! Hem de sen benim kuzenimsin saf! Seninle nasıl takılabilirim!”

Ginny, Brian ve Rose şaşkınlık içinde kalmışken (çünkü Dan’in Bonnie ile çıktığını öğrenmişlerdir) Nerissa bozulmuş bir tavırla

“Demek öyle. Ama eminim ki ben sana yüz versem, kuzen olup olmamamız hiç de umrunda olmaz. Seni çok iyi tanıyorum DJ. Ayrıca gelecekte de bir kadın budalası olacağını da tahmin edebiliyorum. İnan Bonnie’ye acıyorum. Senin gibi bir serserinin teklifini kabul etmekle hata yapmış doğrusu. Sen yarın bir gün onu terk eder hatta ve hatta terk etmekle yetinmeyip kız kardeşiyle de çıkarsın. Çünkü senin doğan bu!”

dedi ve Daniel’ı oldukça gıcık edecek sözler sarf etmiş oldu. Zaten Dan’in yüzünü sinirli bir ifade bürümüştü ve burnundan soluyordu resmen. Nerissa’yı dövmemek için kendini zor tutuyordu. Fakat Bonnie’nin önünde bunu asla yapmazdı. Normalde olsa sorun olmazdı, Nerissa ile hiç kavga etmemiş biri değildi. Hatta bunu bir ihtiyaç haline getirmişlerdi resmen! Her fırsatta kavga ediyorlardı. Nerissa bir yaş büyük olmasını fırsat sayarak ona büyüklük taslıyordu ve Dan de uyuz oluyordu buna!

Dan farkında olmadan çok sinirlenmişti ve resmen yüzü kızarmıştı. Ginny bunu fark etmiş olmalıydı ki hemen Dan’i kolundan tuttu ve koltuğa oturttu. Bonnie de


“Hoş fikirlerin için sağ ol Nerissa ancak şimdi bunları düşünmenin zamanı değil. Şimdi istersen sevgilini bekletme de git. Tom da sinirlenmesin!"

dedi ve Nerissa ifadesizce kafa sallayıp ortak salondan hızla ayrıldı. Dan gözlerinin bir anda ona takıldığını fark etti. Eteği gerçekten de çok kısaydı! Halasının buna nasıl izin verdiğine şaşıyordu doğrusu!

Dan üzerindeki siniri attıktan sonra etrafındakilere baktı ve sakin bir ifadeyle konuşmaya çalıştı:

“Tınlamamam gerek şunun dediklerini. Kendini kaine falan sanıyor herhalde. Ne olacak sürt-“

“Hey Dan! Lütfen düzgün konuş kardeşim.”

“Ne! Sanki öyle değil mi Brian? Gerçekleri konuşunca suç mu oluyor? Kızları dert ediyorsan bence hiç problem yok. Ne halt olduğunu onlar da gördü. Sözlü söylemem de bir problem olmaz herhalde. Neyse, ben biraz hava alacağım. Biraz yalnız kalmam gerek.”

Daniel sakin bir şekilde koltuktan kalktı ve tam ortak salondan çıkacakken arkasından Brian’ın seslendiğini fark etti:

“Hey, Dan! Sakın Nerissa’ya bulaşayım falan deme, tabi bir de Tom’a.”

Dan gülerek


"Ah tabi tabi, ben de zaten şimdi gidip Tom’ı dövecektim ve Nerissa’yı süpürge dolabına kapatıp işkence edecektim. Hani çok caniyim ya. Sağ ol yani Brian.”

Dedi ve hemen ortak salondan ayrıldı.


En son Daniel Jacob B. Black tarafından Ptsi Şub. 09, 2009 11:49 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Daniel Jacob B. Black
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 116
Yaş : 22
Nerden : İzmir :P xD
Savaşta Tarafı : O.o o.O Sorulacak soru var sorulmayacak soru var O.o o.O
Rp Sevgilisi : Lady'm x)
Asam : Korkusuz Lord
Özel Yetenek : Animagus[Jag!], Çatalağız, Zihinbendar, Zihinfendar Razz
Rp Yaşı : 25
Patronus : Jag!
Kayıt tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Geri: Daniel Jacob Benjamin Black   Cuma Ocak 30, 2009 4:10 pm

Brian’la laf dalaşına girmek istemiyordu çünkü. Yolculuğunun nereye olduğunu bilmiyordu. Yolu nereye düşerse oraya gidecekti. Sakin bir koridor iyi olabilirdi. Koridorlarda yürürken en sakin olanında durdu ve kendine bir pencere kenarı bulup oturdu. Cebinden kaymak birası çıkarıp içmeyi dilerdi ancak Bonnie’nin istemeyeceği bir şey yapmak istemiyordu. Bu yüzden sadece dışarıyı seyretti ve bir anda gözlerinden yaş akmaya başladığını fark etti. Neden ağlıyordu ki? Annesini mi özlemişti? Ona ihtiyacı mı vardı? Normalde annesi yaşıyor olsa şimdi bu saatlerde baykuşu Pessimist ile ona mektup yollardı. Annesi de cevap yollarken her seferinde yeni bir hediye yollardı. En son yeni bir Nimbus yollamıştı. Çünkü adı üstünde eskisi eskiydi! Dan eski şeyleri pek sevmezdi. Her şeyi yeniydi ve olabildiğince pahalıydı. Gösteriş budalası olduğu söylenemezdi ama şık olmayı seviyordu. Göze batmak kolay olabiliyordu böyle!

Gözlerindeki yaşları silmeye uğraşırken arkasından yavaş ve tembelce konuşan birinin sesini duydu:


“Hey, neden ağlıyorsun ki? Her ne olduysa olmuş bitmiş. Ağlayıp kendini zayıf düşürmen saçma bir şey. Ah bu arada, ben James, James Strong.”

Tokalaşmak için elini uzatan yabancı mutlu görünüyordu. Daniel de gülümseyerek elini uzattı ve tokalaşırken

“Haklısın. Ben de Daniel Jacob Benjamin Black. Benjamin’i unut, gerisi benim için geçerli. Neyse, sen kısaca DJ diyebilirsin.”

Dedi. Artık ağlamıyordu ve her nedense mutluydu. Tokalaştığı çocuk bir Ravenclaw’luydu. Zeki olmalıydı, fakat bazı Ravenclaw’lular sadece kıvrak zekalı olabiliyorlardı, farklı düşündükleri için bile o binada olanlar vardı. Zaten Dan bir kere onların ortak salonuna girmişti. Girişte bir şifre yerine soru soruluyordu. Oldukça düşündüren sorular. Cevaplarsa dünyanın en acayip cevapları! Dan’in oraya neden girdiğiyse tartışılır bir konuydu. Belki de macera arıyordu. Belki de Ravenclaw’lu o kızın günlüğünü bulabileceğini umuyordu. Tabi bulamamıştı. Gizli sırları da öğrenememişti. Dan bunu hatırlayınca sinsice güldü ve James’a odaklanmaya çalıştı. Çocuk oldukça serseri görünüyordu. Daniel bir an için gerçek dostunu bulduğunu düşündü. Çünkü Daniel da serseri giyinirdi, serseri ama yeni ve şık. Ayrıca James çok kafa birine benziyordu, viski koktuğu da ayrı bir konuydu tabi.

Dan mutlu bir şekilde

"Hey James, tam bir ayyaş gibi görünüyorsun. Viski kokuyorsun. İçmiş olmalısın. Eğer öyleyse iyi anlaşabiliriz. Süpürge odasında gizlice ateş viskisi tüketebiliriz. Orada bir stokum var. Tabi bir süredir gidemiyorum, birileri yürütmediyse hala duruyordur.”

Dedi ve anında James’tan bir ‘Hmm’ lama duyuldu. Dan ifadesini hiç bozmazken James endişeli bir ifadeyle

“Bak dost, kızmazsan bir şey söyleyeceğim. Sahipsiz sanmıştım! Geçen hafta yarısını tükettim.”

Dedi. Dan kendine hakim olamayarak güldü ve

“Sorun yok. Diğer yarısını da birlikte tüketebiliriz. Ayrıca unutma, daha dersler var! Derslerde gizlice kaymak birası içebiliriz. Bunun için bir yandaşa ihtiyacım var. Tek başıma bunu yapmak biraz zor oluyor, hele de fark edilmeden!”

dedi. James sevinmiş gibi görünüyordu. Belli ki bu tarz şeyler yapabileceği bir dostu yoktu. Dan onun omzuna bir şaplak attı ve

“O halde dost muyuz? Yamuk yapmam, söz.”

Dedi. James da Dan’in omzuna şaplak atarak

“Dostuz. En kısa zamanda bir isim bulmalıyız kendimize. Diğerlerine benzememeli."

Dedi. Dan hemen atıldı ve

"Seninkini buldum ben. Ayyaş ımm Ayyaş Tilki! Nasıl?"

diye sordu. James memnun bir biçimde sırıtarak

“Harika dost! O halde ben de seni tanıdıkça bir şey bulurum.”

Dedi. Dan sinsi bir gülüşle birlikte konuştu:

“Biraz bahçeye çıkalım. Kim olduğumu çok yakında öğrenirsin böylece."

James onaylayınca bahçeye çıktılar hızlı adımlarla. Dan bahçeye çıkar çıkmaz birkaç kız üstlerini düzelttiler ve sempatik bir şekilde sırıttılar. Dan onları umursamıyormuş gibi yaparak James ile yürümeye devam etti. Bir ortam arıyordu, kişiliğini gösterebileceği bir ortam. Az ileride ders çalışan Ravenclaw’lu kızlar uygun ortamı yaratıyorlardı. Dan sinsice sırıtarak James ile birlikte kızların yanına gitti. Islık öttürerek çapkın bir ifade takındı önce. Kitap okuyan kızlar rahatsız olmuş bir şekilde başlarını kitaptan kaldırdılar ve mırıldanmalar o anda başladı:

“Baksana, tam da birbirlerini bulmuşlar.”

“Evet evet, ikisini de tanıyorum. James’tan bir farkı olmadığına eminim.”

“Oldukça çapkın olduğunu söylemişlerdi ama kim dedi unuttum!”

Dan şaşkın olduğunu belli etmeden kızların yanına yaklaştı ve

“İnanamıyorum! Ders mi çalışıyorsunuz? Hem de havalar biraz daha düzelmeye başlamışken. Çok daha iyi fikirlerim vardı halbuki!”

dedi alaycı bir ifadeyle. Kızlardan biri ayağa kalktı ve Dan’in üstüne yürüyüp

“Seni ne ilgilendirir Çaylak? Keyfimizi bozmasana!”

diye bağırdı. Daniel o kızın farklı olduğunu anladı, cüppesi Slytherin cüppesiydi. Ayrıca boyu da Daniel’dan en az üç cm uzundu, ikinci veya üçüncü sınıf olmalıydı. Kızların arasında kısa bir karmaşa yaşandı:

“Bırak Evy, ona değmez!”

"Evet Evangeline, bırak da biraz ötsün. Keyfimiz yerine gelir!”


Daniel sinirli olduğunu belli etmeden gülümsedi ve

"Hah demek keyfiniz yerine gelir!? İhtiyaç odasına gidelim de ben senin keyfini bir güzel-“

“Hey hey! Saygılı ol Çaylak!”


Lafı Evangeline denilen o kız tarafından bölündü. Daniel buna tahammül edemezdi. O da üstüne yürümüş olan kıza yani Evy’ye yaklaştı ve

“Bana yaklaşmak için bir bahane aramana gerek yok. O kadar güzelsin ki güzelliğin beni bir mıknatıs gibi kendine çekiyor.”

dedi. Oldukça kızmış görünen kızı yatıştırmak için de

“Yalan mı? Çirkin misin? Sen hiç aynaya bakmıyorsun galiba.”

Diye ekledi. Kız daha da sinirlenince James’ın

“Ouu! İyice sıvadın be dost!”

dediğini duydu Daniel. Kendine hakim olamayarak güldü ve

“Tamam neyse, görüşürüz hanımlar. Size bu harika günde berbat ders çalışmalar. Hoşça kalın!”

dedi. Hemen sonra da James’ı kolundan yakalayıp kızlardan oldukça uzak bir yere çekti. Cidden işleri berbat etmişti!

“Sana en uygun lakap şu durumda ancak Çapkın olur.”

James’ın lafını doğru bulan Dan düşünceli bir ifadeyle

“Çapkın çok kısa. Bir şeyler daha eklenmeli bence. Düşün düşün, okulun en çapkın çocuğunun lakabı nasıl olabilir?”

diye mırıldandı. James da düşünceli bir tavırla

“O halde Kral olmalısın. Çapkın Kral. Yo hayır, fazla moruk oldu! Buldum, Çapkın Prens! Ayyaş Tilki ve Çapkın Prens!”

dedi ve bir anda yerinden sıçradı. Daniel mutlu bir şekilde zıpladı ve

“Elbette, harika bir isim oldu bence! Geriye sadece faaliyete geçmemiz kaldı. Daha boş bir vakitte bunu halledebiliriz diye düşünüyorum. Ertelemek mantıklı olmaz.”

Dedi. James da aynı fikirde olduğunu belirterek kafa salladı ve

“Tamam DJ! O halde en kısa zamanda bir yerlerde buluşalım. Hafta sonu, Quidditch sahasına ne dersin? Hem yanımızda yiyecek getirip tıkınabiliriz de! Ben kısır getiririm. Seversin eminim. Sen de stokundan biraz içki getir."

Dedi. Daniel mutluluktan havalara uçarak

“Tanrım! Kısır! Annem öldükten sonra, yapan olmaz, diye düşünüyordum.”

Dedi ve hemen sonra James üzülmüş bir ifadeyle

"Annen için üzüldüm DJ. Her neyse, daha fazla uzatıp seni üzmeyeyim. Hafta sonu görüşürüz.”

Dedi.


En son Daniel Jacob B. Black tarafından Ptsi Şub. 09, 2009 11:50 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Daniel Jacob B. Black
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 116
Yaş : 22
Nerden : İzmir :P xD
Savaşta Tarafı : O.o o.O Sorulacak soru var sorulmayacak soru var O.o o.O
Rp Sevgilisi : Lady'm x)
Asam : Korkusuz Lord
Özel Yetenek : Animagus[Jag!], Çatalağız, Zihinbendar, Zihinfendar Razz
Rp Yaşı : 25
Patronus : Jag!
Kayıt tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Geri: Daniel Jacob Benjamin Black   Cuma Ocak 30, 2009 4:15 pm

Aynı ifadesini koruyarak DJ’in sırtına bir şaplak indirdi ve aylak aylak yürüyerek koridorlara doğru yol aldı. Daniel gülümsemeye çalışarak annesine olan özlemini içinde bir yerlere atmaya çalıştı. Vakit kaybetmeden ortak salona gitme kararı aldı. Belki Bonnie’yle vakit geçirebilirlerdi!

Ortak salona gittiğinde hala kalabalıklaşmadığını fark etti. Herkes dışarıda olmalıydı. Brian’la şarkı söyleyen Ginny ve onları dinleyen Bonnie’den başka kimse yoktu. Ortam hep bu oluyordu zaten. Ginny ile Brian hep şarkı söylüyorlardı, Bonnie ile Dan ise dinliyorlardı. Brian her seferinde Daniel’ın da sesinin harika olduğunu ve eşlik etmesi gerektiğini söylüyordu ama Daniel bu konuda utangaç olduğu için duymazdan geliyor ve konuyu geçiştirmeye çalışıyordu.


Bu kez duygusal bir şarkı söylüyorlardı, Bonnie büyülenmiş gibiydi. Büyük bir sessizlik ve hayranlıkla onları dinliyordu. Daniel gülümsedi ve sessizliği bozarak

“Selam. Büyülenmiş gibi görünüyorsun Bonny!”

dedi. Bonnie yeni sevgilisine dönerek

“Ah nasıl büyülenmiş gibi olmam ki! Harika söylüyorlar. Sesleri birbirlerine çok uyuyor.”

Dedi. Daniel’ın içini anında bir kıskançlık duygusu kapladı. Brian’la şarkı söyleyen önceden hep kendisi olurdu. Ayrıca Ginny’nin Brian’la bu kadar ilgileniyor olmasını da her nedense kıskanıyordu. Belki de Ginny’nin en iyi dostu olduğundan kaynaklanıyordu bu. Onunla her şeyini paylaşırdı, tüm sıkıntısını anlatabilirdi ki Ginny için de aynı şeyler geçerliydi. Birbirlerine güvenleri sonsuzdu. Ancak Dan, Nerissa’nın dediklerinden sonra Ginny’den biraz utanmıştı. Bonnie’yi aldatmakla yetinmeyip kız kardeşiyle de çıkacağını iddia etmişti çünkü Nerissa. Daniel’a yine sinirli bir ifade hakim oldu. Bonnie bunu fark etmiş olmalıydı ki çekingen bir ifadeyle

“Neyin var Dan? Bir anda o sinirli canavara döndün yine.”

Dedi. Dan bunu duyar duymaz gülümsedi ve Bonnie’nin yanağını okşayıp


“Bir şey yok Kızıl Prenses. Keyfimize bakalım. Aklıma yine ödevler geldi de. Gereğinden biraz fazla var, birikti de!”

dedi. Bonnie’nin şaşkın ifadesini fark ederek elini yanağından çekti. Sadece arkadaşlarken her nedense bu bir problem yaratmazdı. Ama şimdi bir terbiyesizlik olarak görülüyordu sanki. Dan anlam veremeyerek Bonnie’ye bakmaya başladı. Sadece birbirlerine bakıyorlardı. Daniel’ın aklına o muggle filmleri geldi. Hep böyle bir durumda adam kadını öperdi ve duygusal bir ortam hakim olurdu filme. Dan zihnini bunlardan uzaklaştırmaya çalışarak tekrar Bonnie’ye odaklandı ve

“Şu anda seni öpersem suratıma bir tokat yiyeceğimi biliyorum. Yani yanlış anlama, bu yüzden ilk hareketi benden beklememelisin."

Dedi. Bonnie kendini tutamayarak gülmeye başladı. Dan yine anlam verememişti bu gülmeye. Komik bir şey mi demişti ki?

“Bir odundan farkın yok Dan! Duygusal birkaç kelime de mi bilmezsin sen?”

Daniel, Bonnie’nin bu sözlerinin ardından iyice düşündü ve pek bir şey bilmediğini belirten bir ifade ile başını iki yana salladı. Bonnie tekrar kıkırdamaya başlayınca Dan bir anda onun dudaklarına yapıştı. İlk defa bu kadar garip hissediyordu. Bell’i, Ivy’yi veya Marcia’yı öptüğünde böyle şeyler hissetmemişti hiç. Belki de sadece pislik olsun diye yapıldığı için olabilirdi. Amacına da ulaşmıştı her seferinde. Kızları sinirlendirmek için iyi bir yoldu bu! Tabi henüz dokuz on yaşlarındayken.

Dan şaşkın bir biçimde Bonnie’yi öperken bir anda kendini yerde bulacağını sandı. Çünkü Bonnie onu hızla iktirmişti. Dan şaşkın şaşkın gülüyordu. Bonnie ise ifadesizce gözlerini yere devirmişti. Ginny’nin gözleri kehanet küresi gibi açılmıştı. Brian ise sırıtıyordu. Dan şaşkınlığını koruyarak

“Şey ben … ee… özür dilerim Bonnie. “

diye mırıldandı. Bonnie gözlerini yerden kaldırarak Dan’e baktı ve

“Sorun değil. Madem sevgiliyiz, sorun değil. Ama dediğim gibi, bir yanlışını göreyim seni anında pelteğe çeviririm Dan!”

dedi. Sesine kızgınmış ifadesini vermişti ancak ifadesi oldukça tatlıydı. Dan bir anda gülümsemeye başladı yine. Vay canına! Bonnie’yi öpmüştü! Bu harika bir şeydi ancak vaftiz babası Arthur Weasley, yani Bonnie’nin babası
bunu duyarsa hoş olmayabilirdi. Hatta bir kabusa dönüşebilirdi de!

Gözlerini Ginny’den kaçırmaya çalışarak

"Ginny Mitoloji ödevim var-“

dedi ancak lafı bir anda kesildi Ginny tarafından.

“Asla Danny! Asla yapmam ödevini. Geçende Mitoloji profesörü yazımdan anladı. Bari bir temize geçme zahmetine katlansaydın!”

Daniel pişkin pişkin sırıtırken Ginny’nin yanına gitti ve elini omzuna koyarak

“Ama sen bir Mitoloji prensesisin. Senin bu dersin hepimizinkinden iyi.”

Dedi. Ginny hemen çekilerek

“Sırnaşma! Tamam birlikte yapacağız ama. Bu kez sen yazacaksın hem de!”

dedi ve ‘hıh’layarak yatakhaneye doğru gitti. Dan sevinçten zıplayarak Bonnie’ye döndü ve

“Peh! Kız kardeşin çok çabuk ikna oluyor Bonnie!”

dedi. Hemen ardından da

“Ah ben yatakhaneye çıkıyorum. Ders kitaplarımı falan hazırlayayım.”

diye ekledi ve o da yatakhaneye gitti. Onlarınki kızların yatakhanesinin zıt yönündeydi. Daniel bu ayrıma hiçbir anlam yeremiyordu ama eğer ayrı yatmasalardı da kızların durumuna acırdı doğrusu. Çünkü yedinci sınıflar oldukça yaramazlardı. Yedinci sınıflara varmadan önce birinci sınıflardan Dan vardı! Hepsini sollayacağına kesinlikle emindi ama artık Bonnie vardı. Kendine bir çeki düzen vermeliydi.

Üstüne siyah eşofmanlarını giyip kitaplarını da alınca hemen ortak salona indi. Millet doluşmuştu gene. Ginny somurtkan bir şekilde Daniel’ı bekliyordu. Dan sırıttı ve hemen Ginny’nin yanına gitti. Anında Ginny’den bir ‘ııyyy’lama duyuldu.


“Ne var Ginevra?”

"Daniel parfüm şişesine falan mı düştün sen!? Öyle gibi kokuyorsun da!”

Daniel gülerek Ginny’ye daha da yaklaştı ve

“Hoşlanmadığını söyleseydin sıkmazdım. Çünkü ben güzel kokmayı severim ve parfüm sıkmadan gezmem. Tamam kabul, bu biraz fazla kaçmış.”

Dedi. Ginny anında çekildi ve

"Hadi ödeve başlayalım. Ama burada hiçbir şey girmez ki kafamıza. Aptal yedinci sınıflar gene parti veriyorlar."

Dedi. Daniel düşünceli ifadesine bürünerek

“İhtiyaç odasına ne dersin? Yo hayır, fazla sessiz ve ürkütücü geliyor. Hmm, kütüphaneye ne dersin? En azından bir sorumlusu var. Çalışmak için ideal bir yer.”

diye önerilerde bulundu. Ginny de başını sallayarak kütüphaneyi onayladı. Brian ve Bonnie’ye haber verdikten sonra kütüphaneye gittiler. Henüz saat geç olmadığı için okulda dolaşmaları serbestti. Ama ödevi tamamlamaları için en fazla üç saatleri vardı. Bu yüzden kütüphaneye gelir gelmez ödeve başladılar.

“Evet, iyi gidiyoruz. Beş dakikaya kalmadan biter. Şimdi Dan, şu not kağıdına karaladıklarımı parşömene geçir.”

Daniel, Ginny’nin talimatlarına uyuyordu sadece. Böylece ödevi çabucak bitiyordu. Ginny’nin de dediği gibi ödev beş dakikaya kalmadan bitti. Daniel derin bir nefes aldı ve

“Sonunda bitti be!”

diyerek rahatladığını belirten bir ifade kullandı. Ginny gülerek

“Sanki tamamen sen yaptın da! Neyse, ortak salona dönelim mi?"

dedi. Daniel tatlı bir ifadeyle

“Madem parti var, ben dönmem. Partilerden, balolardan ve düğünlerden nefret ediyorum. Bence özgürlük kısıtlamasından fazla bir şey değiller. Beni bıraksanız parti yerine içki içip yemek yemeği tercih ederim mesela. Ancak kalabalık olmayacak, tek veya en fazla dört kişiyle. Partiler saçmalıktır!”

dedi. Ginny de gülerek onayladı.

“Ancak bence düğünler saçmalık değildir. İnsanlar güzel bir şey için bir araya gelmişler. Eğlenceli de, danslar ediliyor falan.”

Daniel hemen Ginny’nin lafını kesti ve

"İşte en berbat kısımlarından biri de bu! Dans! Dans etmekten nefret ederim.”

Diye geveledi. Ginny söyleyecek laf bulamayarak

“O halde evleneceğin kızın haline acıyorum şimdiden. Bu kişi Bonnie mi olur bilmem, ama bence kendin gibi birini bulsan iyi edersin. Tatlı kahrını çekmek isteyen kimse yoktur bence."

Dedi. Kütüphane görevlesi içeriden bir yerden seslendi:

“Mr. Black ve Miss Weasley, ses tonunuza biraz daha dikkat eder misiniz acaba?”

Daniel bu uyarılmaya sinir oldu ve Ginny’yi kolundan yakalayarak kütüphaneden hızla ayrıldı. Nereye gittiğini veya ne yaptığını da bilmiyordu. Her nedense yine çok sinirlenmişti. Ama bu Ginny’yi de sürüklemesine bir bahane olamazdı. Bu yüzden Ginny’nin kolunu bıraktı ve kendini de yere atarak sakinleşmeye çalıştı.

"Özür dilerim, Ginevra. Bir anda sinirlendim, sebebi de şu kütüphanedeki kadın mı değil mi bilemiyorum. Neyse, sen ortak salona git. Ben James’ı bulacağım. Nerede olduğunu tahmin etmek de zor değil. Hadi git!”

Ginny’nin yüzünü inatçı bir ifade bürümüştü, sinsiydi de! Daniel onu bir Slyherinli’ye benzeterek ürktü. Seçmen Şapka onun yani DJ’in her zaman Slytherin olmasını istemişti. Daniel’dan karanlık işler bekleyebileceğini söylemişti ancak Dan gülerek buna karşı çıkmıştı, kardeşinin gitti yere Gryffindor’a gitmek istemişti ve şimdi oradaydı.

“Hiçbir yere gitmiyorum Dan. Kimlerle arkadaşlık yapıyorsun sen böyle! Değişeceksin diye korkuyorum. Ki değişmeye başladın bile. Kolumdan tutup beni buraya kadar sürükledin. Hem de bir sebep yokken. Sen çok değiştin!"

Daniel gözlerini Ginny’ye dikerek konuştu

“Demek değiştim, Ginevra. Senin de sevgili anneciğini seherbaz biri öldürseydi ne hissederdin? Hem de tanıdığın bir seherbaz! Sevgili anneciğinden ayrılmak nasıl bir duygu olurdu? Tabi sen bunu bilemezsin. Tahmin bile edemezsin. Hayatta sevdiğin birinden kopmak nasıl bir şeydir bilemezsin. Çünkü sen asla sevdiğin birini kaybetmedin. Eğer beni seviyorsan yanılmışım demektir. Çünkü beni çoktan kaybettiniz siz. Kendimi dışlanmış hissediyorum sizin yanınızdayken! Sen Brian’la şarkı söylüyorsun, Bonnie sizi hayranlıkla izliyor. Benim bu sahnede yerim ne? Ben de büyülenmiş gibi sizi mi izlemeliyim? Yoksa gerçek bir dostum olabilecek James’ın yanına gidip kendime bir yer mi bulmalıyım? Cevap ver Ginevra!”

Ginny şaşırmış gibiydi, belli ki bu sözleri hiç beklemiyordu.

“Ginny, annenle ilgili kısım için özür dilerim. Yaşadığım duyguyu tatmanı istediğimi falan sanma sakın. Asla böyle bir şey hissetmeni istemem, gerçekten.”

Hemen Ginny’ye sarıldı ve gözyaşlarına hakim olmaya çalışarak

“Eğer istiyorsan benimle gelebilirsin. Ama Bonnie’ye bahsetmek yok. Çünkü ateş viskisi içeceğiz."

Dedi. Ginny anında çekildi ve gülerek

“Dan! Nasıl bu kadar ilginç olabiliyorsun? Az önce neler diyordun şimdi- neyse! Geliyorum seninle tabi ki! James’ı da merak ettim doğrusu.”

Dedi. Dan başını salladı ve Ginny’nin elini tutarak süpürge odasına doğru koşmaya başladı. Saat geç olmuş olabilirdi. Veya geç olacaktı. Dönüşü düşünmek bile istemiyordu. Kafaları yerinde değilken nasıl sağlıklı bir biçimde ortak salona ulaşacaklardı ki? Mutlaka birilerine yakalanırlardı. Daniel bir an için görünmezlik pelerini olmasını istediğini düşündü. Ama onun buna ihtiyacı yoktu, Ginny’nin ihtiyacı vardı. Çünkü Dan anlam veremediği bir şekilde görünmez olabiliyordu.

Bundan kimseye basetmemişti, yapabildiği diğer şeylerden de bahsetmemiş olduğu gibi.


En son Daniel Jacob B. Black tarafından Ptsi Şub. 09, 2009 11:51 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Roxynna Quélynn Descartes
Karanlık Lady / Biçim Değiştirme Profesörü / Slytherin B.S
Karanlık Lady / Biçim Değiştirme Profesörü / Slytherin B.S
avatar

Mesaj Sayısı : 209
Yaş : 23
Nerden : Cehennemeden
Savaşta Tarafı : Lady'nize İtaat edin xP
Rp Sevgilisi : Lord'm benim xD
Asam : All html
Özel Yetenek : metamorfmagus xD Annemdene gelen Veela özelliği
Rp Yaşı : 21
Patronus : Kan Kelebeği
Kayıt tarihi : 14/03/08

Character sheet
Büyü Gücü:
10/100  (10/100)

MesajKonu: Geri: Daniel Jacob Benjamin Black   Cuma Ocak 30, 2009 4:16 pm

Doğrusunu söylemek gerekise Berker'm tüm rp'lerin çok güzel. Fakat 2. rp'ni daha çok beğendim. Paragrafları kalın tutumuşsun. Diğer rp'lerinde dialog çok fazlaydı. 2. rp'mi beğenmemin nedeni düşüncelerini dile getirmişsin. Bunu yapmam çok hoşuma gtti. Ama genel olarak bakılrsa iyi bir rp'cisin xD

_________________

Paradise until beautifull, herlfill until warm,doomsday until dark

`~ Gothic Noct `~

`~ Nocturn the Lady `~


`~ MoonShine Amoreus `~

Daniel `~ Quélynna


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Daniel Jacob B. Black
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 116
Yaş : 22
Nerden : İzmir :P xD
Savaşta Tarafı : O.o o.O Sorulacak soru var sorulmayacak soru var O.o o.O
Rp Sevgilisi : Lady'm x)
Asam : Korkusuz Lord
Özel Yetenek : Animagus[Jag!], Çatalağız, Zihinbendar, Zihinfendar Razz
Rp Yaşı : 25
Patronus : Jag!
Kayıt tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Geri: Daniel Jacob Benjamin Black   Cuma Ocak 30, 2009 4:18 pm

devam ediyor xD

"Evet, geldik. Buyurun bakalım Miss Weasley.”

Süpürge odasını kapağını açtı ve Ginny’yi içeri buyur etti. Ancak buna pişman oldu çünkü içeride ateş viskisi içen biri vardı. James! Kendince sesler çıkarıyordu ve sarhoş gibiydi. Dan hemen Ginny’nin önüne geçti ve James’a doğru yürüyerek


“James ne yapıyorsun sen? Buradan nasıl kurtulacaksın ki bu şekilde. Her neyse, ben arkadaşımla geldim. Ters bir hareket yapmayacaksan biz de sana katılacağız. Ama dediğim gibi, hareketlerine dikkat et.”

Diye onu öğütledi. Kendini babası gibi hissediyordu. Ancak konu Ginny olunca o kadar rahat davranamazdı. Ginny, Rose veya Bonnie fark etmezdi. Hepsine de değer veriyordu ve üzülmelerini istemezdi. James’ı da tanıştıkları gün öldürmeye hiç niyeti yoktu. Bu yüzden James onaylayınca Ginny’yi içeri çağırdı ve bir şişe ateş viskisi yakaladı. Onlara bir kalkan büyüsü yapmıştı aslında. Ancak gerçek bir ayyaş bu kalkanı aşabilirdi. Profesörlerden hiçbirinin de James kadar ayyaş olabileceklerini sanmıyordu. Ginny için bir bardak yaptı ve içine biraz viski koyarak

“Afiyet olsun, Ginny.”

Diye fısıldadı. Kendisi de şişenin geri kalanını başına dikti ve birkaç yudum alarak silkelendi. Ateş viskisi boğazını yakmıştı biraz. Alışkın olduğu için hemen toparlandı ve muhabbet başlatmaya çabaladı:

“Eee? Susacak mıyız? Ginny? James?”

James’ın çoktan sızdığını fark etti. Ginny ise ateş viskisini içmekle meşguldü. Biraz fazla hızlı içtiğini görünce Dan hemen


“ Hey hey, bu kadar yeter Ginny. Artık gitmemiz gerek.”

Dedi. Fakat Ginny inat etmişti, Daniel’dan beter çıkmıştı galiba!

“Olamaz, Ginny gitmemiz gerek-"

Dışarıdan gelen bir sesle sustu ve kıkırdamak üzere olan Ginny’nin ağzını hemen kapadı. Çünkü gelen okul hademesi olabilirdi yani Mr. Filch! Adamda kedi canı vardı herhalde. Daniel hiç etmediği kadar dua etmişti içinden. Ama en sonunda büyük bir inlemeyle elini Ginny’nin ağzından çekti. Ginny, Dan’in elini ısırmıştı

“Olamaz, ne yaptın sen!?”

Süpürge odasının kapısı anında açıldı ve Dan, Gryffindor’un sorumlusu ihtiyar McGonaggal’la karşı karşıya kaldı.

-------------------

“Bu yaptığınız affedilemez Mr. Black ve Mr. Strong. İkinizin de binalarından beşer puan silinecek. Ayrıca Miss Weasley, sizi bu seferlik affediyorum. Yardımlarınız için teşekkür ederim.”

Daniel, McGonaggal’ın bu sözlerinin ardından somurttu ve gitmeleri için izin verildiğinde Ginny’yi kolundan tutup ayaklarını sürüyerek ortak salonlarına gitti. James’a McGonaggal yardım edecekti anlaşılan. Yürüyecek hali yoktu çünkü.


“Harika, Ginny! Elimi ısırmanı gerektirecek ne yaptım acaba? Bizi kurtarmaya çalışıyordum!”

Ginny umursamıyor gibiydi. Zaten içki kokuyordu ve ayakta uyuyor gibi bir hali vardı. Dan ortak salonun boşalmış olmasına şükrediyordu. Saat çok geç olmuş olmalıydı.

“Yürü, artık uyuman gerek. Sabah da bir duş falan al bence. Viski kokuyorsun.”

Ginny’yi yine kolundan tuttuğu gibi yukarı çıkarttı.

“İyi geceler, umarım rüyanda güzel şeyler görürsün. Ama hatırlayacağını sanmıyorum ya neyse. Hadi içeri gir, bekleyeceğim."

Ginny bu sefer anlamış olmalıydı çünkü yatakhaneye sızmıştı sessizce. Dan gülümsedi kendi kendine ve o da kendi yatakhanesine doğru yol aldı. Maceralı bir gece olmuştu. Mitoloji ödevi her ne kadar Ginny’nin çantasında kalmış olsa bile. Sabah hemen onu almalıydı, artık teslim etmesi gerekiyordu çünkü. Yoksa bu dersi asla geçemeyecekti!

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Yıl sonu çabuk gelmişti. Zaten Dan son birkaç günün nasıl nasıl geçtiğini anlayamamıştı. Ginny ile süpürge odasında yakalanışları, Ginny’nin sabah kalktığında aklında birkaç parçanın eksik oluşu, James’ın geceden sadece Ginny’yi hatırlıyor olması oldukça güzeldi. James, Ginny’den hoşlanmıştı büyük ihtimalle. Daniel her ne kadar kıskanmış olsa da sevindi. Çünkü ikisini de çok seviyordu. Ama Ginny’nin ona bakacağını sanmıyordu, en azından şimdilik.

“Hoşça kal, Dan!”

Bu seslenen Tom’dı. Daniel ne yapacağını bilemedi. İlk defa birbirleri ile vedalaşıyorlardı. Gene kavga edeceklerini falan ummuştu ama öyle olmadı. Daniel, Tom’ın hiçbir suçu olmadığını düşünerek

“Hoşça kal, Tom! Önümüzdeki dönem görüşürüz.”

Dedi ve gülümsedi. Nerissa da onun yanından ayrılarak Daniel’ın yanına gelmişti. Ne de olsa aynı yere gidiyorlardı. Halası genelde böyle durumlarda Black malikanesinde, oğlan kardeşlerinin yanında olurdu. Daniel, Nerissa’ya hiçbir sinir belirtisi göstermeden yürümeye devam etti. Zaten az ileride babası bekliyordu onu. Bu ne kadar acı bir durumdu. Noel tatiline geldiklerinde annesi de vardı babasının yanında. Şimdi ise babası yalnızdı. Dan iç çekerek babasını yanına gitti. Onunla sarılıp hasret giderdiklerinde gözleri hemen Bonnie’yi aradı. O da annesi ve babasıyla hasret gideriyordu.

“Üzülme Dan, şimdilik kız arkadaşından ayrılmıyorsun. Çünkü Mrs. Weasley bizi yemeğe davet etti. Bugün akşama kadar birliktesiniz. Ayrıca Brian’la birlikte orada kalabileceğinizi söyledi. Onlar iyi insanlar Dan. Ah Brian! Gel de bir yüzünü görelim oğlum!”

Daniel, Brian’a sarılmakta olan babasına sevinçle baktı ve neredeyse zıplayarak yerinden sıçradı. Bu yaz harika geçecek gibiydi. Ancak annesinin yokluğunu hissedeceğine emindi. Bonnie’nin yanında olursa işler daha iyi olabilirdi. En azından öyle umuyordu. Artık geçmişi unutmalıydı ve geleceğe bakmalıydı. Seneye bir ikinci sınıf olacaktı. Her şey çok daha iyi olacaktı. Yeni bir arkadaşı da vardı. Aslında üzülecek pek de bir şey yoktu. Ne de olsa annesi onun için her zaman olacaktı, oralarda bir yerlerde. Bir gün zaten kavuşacaklardı. O gün gelene kadar da dert etmemeye çalışacaktı işte.


En son Daniel Jacob B. Black tarafından Ptsi Şub. 09, 2009 11:52 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Daniel Jacob B. Black
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 116
Yaş : 22
Nerden : İzmir :P xD
Savaşta Tarafı : O.o o.O Sorulacak soru var sorulmayacak soru var O.o o.O
Rp Sevgilisi : Lady'm x)
Asam : Korkusuz Lord
Özel Yetenek : Animagus[Jag!], Çatalağız, Zihinbendar, Zihinfendar Razz
Rp Yaşı : 25
Patronus : Jag!
Kayıt tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Geri: Daniel Jacob Benjamin Black   Cuma Ocak 30, 2009 4:21 pm

flood olarak saymayın Melüs'üme cvp vericem xD

Aslında bunun hepsi bir rp. Sadece bölümlere ayırdım çünkü mesaj olarak sığmıyordu. Anam ağladı on saattir bölücem düzenlicem diye ama değdi doğrusu xD Hoş görünüyor.

hmm bir de şu rpde çok konuşma huyumdan bir türlü vazgeçemedim xD öyle başladım öyle de gidecek herhalde xD

Deniz'e yine çok teşekkür ediyorum. Çünkü bana rpyi öğreten kraliçe o xD Tanıyan bilir, rplerim onunkinlerin kopyası gibidir ama şu rpde konuşma huyunu bana bulaştıran da o xD Tıpkı ifade hastalığını bulaştırdığı gibi.

Neyse, teşekkür ederim melüs'üm yorumun için Wink x)


En son Daniel Jacob B. Black tarafından Ptsi Şub. 09, 2009 11:54 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Daniel Jacob B. Black
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
Karanlık Lord / Ksks Profesörü
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 116
Yaş : 22
Nerden : İzmir :P xD
Savaşta Tarafı : O.o o.O Sorulacak soru var sorulmayacak soru var O.o o.O
Rp Sevgilisi : Lady'm x)
Asam : Korkusuz Lord
Özel Yetenek : Animagus[Jag!], Çatalağız, Zihinbendar, Zihinfendar Razz
Rp Yaşı : 25
Patronus : Jag!
Kayıt tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Geri: Daniel Jacob Benjamin Black   Ptsi Şub. 09, 2009 11:47 pm

KELİD AYNASI

Sabah oldukça çabuk gelmişti, sanki geceyi kovalar gibi bir hali vardı. Aslında bazen gecelerin çabuk geçmesi DJ için çok daha iyi oluyordu. Çünkü geceleri ne kadar yalnız ve aylak durursa, Ginny'yi o kadar çok özlüyordu. Leia olsun ya da olmasın, DJ Ginny'yi unutamıyordu. Unutmayı da beklemiyordu zaten. Her şeyden öte onunla yıllardır arkadaşlardı. Birbirlerine değer veriyorlardı ve ayrı geçen en fazla bir iki yılları olmuştu, tabi Ginny kaçırılmadan önce. Onu asla sorgulamamıştı, ortalarda olmadığı onca zaman kim tarafından kaçırılmıştı, veya kimler tarafından? Gözlerini Ginny'nin aklında dolanan gerçeklere kapatıp onu beklemişti. Belki bir gün anlatır da gerçeği ondan duyarım, diye. Ama ısrarla da beklemiyordu. Çünkü Ginny yanındayken onun için hiçbir gerçeğin değeri kalmıyordu. Onun için en büyük gerçekti Ginny, çocukları, James, Leia ve içki...

Öğleden sonra kamp kurmak için muggleların yaşadıkları bir yere gideceklerdi. Neresi olduğunu henüz Rose'a sormamıştı. Zaten Rose'la öyle pek özel konuştukları olmuyordu. Ya gölde karşılaşıyor ve içki içiyorlardı, tabi yanlarında birileri varken. Ya da okulda sadece dersler ve öğrenciler ile ilgili konuşup arkalarını dönüyor ve hiç yoklarmış gibi davranıyorlardı. Halbuki DJ zamanında Rose'la da en az Ginny kadar yakın arkadaştı. Yine de önemsemiyordu, Rose'un dostluğundan hiç şüphesi yoktu. Hem zaten bi,r tılsımları vardı ya! DJ'in ona aldığı incili kolye. Dostluklarının sonsuza kadar sürmesi içindi bu. Eh tabi bir de Rose'u koruyacak birkaç küçük tılsım da eklemişti DJ. Rose hediyesini beğenince de çok sevinmişti tabi ki.

Aylak aylak Hogwarts koridorlarını turlarken koridorlardan birinde Kathleen'i gördü. Asası elinde bir duvarın arkasına sinmişti. Dili dışarıdaydı ve pis pis sırıtıyordu. DJ gülrerek başını iki yana salladı ve aylak aylak yürümeye devam etti. Merdivenler kimi zama onu bilmediği yerlere götürüyordu. Bilmediği derken, elbette Hogwarts'ı adı gibi biliyordu ama farkında olmadan bir yerlere gidiyordu işte. Hareket edip duran merdivenlerle üçüncü kata kadar çıkmıştı. Kafasını kaldırıp tablolara baktığında anladı bunu. Çünkü yine tablolardan birinde imzaları vardı, Ayyaş Tilki ve Çapkın Prens'in. Ancak ek olarak bir şeyler eklenmişti tabi, komik duran bıyıklar ve benler. DJ yan yan sırıtıp bunları yapanın kim olabileceğini düşündü. James eskisi kadar formunda değildi, zaten DJ olmadan böyle bir şey yapmazdı. Doğru ya, Liz yapmış olmalıydı bunları. Zaten Yancy daha önceden bahsetmişti bu konudan. Ki tuvaletlere abuk subuk yazılar yazan birinin bunları yapmış olması çok büyük bir olasıydı. DJ kafasını gülerek iki yana salladı yine ve hiç tereddüt etmeden üçüncü kattaki bir odaya daldı. Öğrenciyken buraya gelmiş olmalılardı ki imzalarını bırakmışlardı. Zaten DJ biraz daha etrafını tarayınca bu odanın özelliğini buldu. Kelid Aynası bu odadaydı. Belli ki uzun zamandır kimse keşfetmemişti ki yeri değiştirilmemişti. DJ o zaman aynada ne gördüğünü ısrarla James'e söylememişti.

"Artık söyleyip söylemememin bir anlamı kalmadı, öyle değil mi?"

Buruk bir gülümseme ile üzeri örtülü olan aynaya baktı. Yavaş adımlarla yanına ilerleyip örtüyü kaldırdı.

"Senin sadece yüzünü değil, kalbinin derinliklerinde yatan arzuları da gösteriyorum."

Fısıltı denilebilecek kadar kısık bir sesle söylemişti bunu. Bu aynayı asla sevememişti. Ona asla istemeyeceği şeyler göstermişti zamanında. Ama şimdi hak veriyordu, ayna bazen çok da haklı olabiliyordu. Her ne kadar Dumbledore da, McGonagall da bu aynayla vakit geçirmelerine karşı çıksa da ayna iyi bir şeydi aslında. Tabi mantıklı insanlar için iyiydi. Önceden aynada Ginny'yi görmüştü. Onu öpmüştü aynadaki görüntüsü. O an aynaya güçlü bir patlatma büyüsü yollamamak için kendini zor tutmuştu. Zaten James'e de bir şeyler çaktırmaması gerekiyordu. O an aynanın bir düzenbaz ve yalancının önce gideni olduğunu düşünmüştü. Ancak şimdi anlıyordu, ayna yanılmamıştı. DJ'in içinde yatan, saklı duygularını göstermişti sadece.

DJ gülümser bir tavırla aynanın önüne geçti. Bir süre bekledi, ne çıkacağını merak ediyordu doğrusu! Elindeki sepette onlarca içki olan bir Leia mı çıkacaktı? Yoksa on DJ'e eskisi gibi davranan bir James mi? Belki de çıplak bir Leia çıkardı karşısına! Ancak DJ yanılmıştı hiçbiri değildi. Arkasından uzun topuklu ayakkabılarla Ginny'nin geldiğini fark etti. Üzerinde siyah bir elbise vardı. Kızıl, düz ve uzun saçları salıktı. Kısacası DJ'i çıldırtabilecek br durumdaydı. Ancak biliyordu ki arkasını döndüğünde Ginny hiç olmamış olacaktı. Bu odadan çıktığında da Ginny hiç Hogwarts'ta bulunmamış olacaktı. Bu yüzden arkasına dönüp ona bakma gereği duymadı. Bekledi, yanına gelsin ve gülümsesin diye. Yeşil gözleriyle ona bakıp, içini rahatlatsın diye bekledi.


Ginny, DJ'in yanına varmıştı en sonunda. Tam da DJ'in istediği gibiydi. Yüzünde tatlı ve buruk bir gülümseme vardı. Gözlerini DJ'inkilere dikmişti. DJ de gülümsedi.

"Merhaba, Ginny."

Sesi olabileceğinden çok daha titrek ve cılız çıkmıştı. Ginny bunun üzerine gülümsemeyi bir kenara bırakıp elini DJ'in omzuna koymuştu. DJ bunu görüntüsünde hissediyordu. Elini omzuna götürdüğünde Ginny'nin narin elini tutamayacağını da biliyordu. Yine de bunu bile bile elini omzuna götürdü. Boş omzuna koydu elini, sanki o oradaymış gibi. Güldü, hissettiklerine güldü. Onun orada olmadığını bile bile kendini hiç bu kadar güzel avutamamıştı hiçbir zaman. İlk defa bu kadar çok hayatına son vermeyi istiyordu. Hayatında bir kere birine çok kapılmıştı, hatta belki de aşık olmuştu. Ama o kişi de gitmişti işte! Hem de arkasına bile bakmadan, veda bile etmeden. Hem de ikinci kez.

"Beni bırakmana sebep olacak ne yaptım, Ginny? Eğer ki Merlin'i istemediğim içinse, bu kötü bir hata oldu derim. Çünkü sonradan sana ve ona ne kadar çok ihtiyacım olduğunu anladım. İlk defa birlikte bir bebeğimizi büyütecektik. Merlin dediğime bakma, erkek olursa adını Merlin koyarız diye düşünmüştüm sadece. Kız olabilme ihtimali de vardı tabi. Belki de hala vardır."

Başını eğdi ve elini omzundan çekti. Aptal gibi kendi kendine konuşuyordu. Ama iyi geliyordu bu ona, içini döküyordu aynadaki yansımaya. Hem de gerçek gibiydi, hatta tam anlamıyla gerçek bir yansımaydı. Ama adı üstünde, sadece yansımaydı o. Arkasını dönüp gittiğinde yok olacaktı, hem de hiç olmamış gibi. DJ bunu düşünerek alaycı bir biçimde güldü ve başını kaldırdı. Başını kaldırınca aynadaki görüntü onu şaşırttı. Ginny'nin karnı büyümüştü ve üstünde o pijaması vardı. DJ gelene kadar pencere kenraında beklerken giydiği pijamasıydı bu. Karnının görüntüsü ise tıpkı geçmişi andırıyordu. Ginny hamileydi, bebekleri olacaktı. Asla reddetmemesi gereken bir bebekleri.

"Daha fazlasını görmeye dayanamam ben."

Titrek ve cılız bir sesle itiraz etti yine ve gözleri yaşla dolmuş bir biçimde başını iki yana salladı bu kez. Ayağa kalktı hızla ve aynanın yerdeki örtüsünü hemen üstüne örterek aynanın son haline baktı. Ginny anında yok olmuştu tabi. Örtü de görevini iyi yapmıştı. Artık ne acı verici şeyler ne de görmek isteyeceği şeyler görüyordu DJ. Artık sadece gerçek vardı. Ayrıca hazırlanması gerekiyordu. Kampa gidecekleri için Oliver'a da göz kulak olmalıydı. Onun kaçıp mugglelara karışmasından endişe duyuyordu. Biraz eğitime ihtiyacı vardı tabi bir de! Orman yakınında olacakları için ormanda biraz yaramazlık yapmasını isteyebilirdi oğlunun. Serseri bir baba olarak oğlundan bekleyebileceği doğal bir şeydi bu! DJ gülmeye çalışarak odadam hızla çıktı. Arkasına bile bakmadan önüne çıkan ilk merdivenle yönünü değiştirdi. Kısa bir geçitten odasına gitse hiç de fena olmazdı hani!

out: Öylesine bir rp işte. Ex.te yaptım. Can sıkıntısından bir şeyler çiziktirdim işte xD
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Daniel Jacob Benjamin Black   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Daniel Jacob Benjamin Black
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
^^ Hogwarts Akademisi ^^ :: Karakter Merkezi :: RPG :: Rp Dershanesi-
Buraya geçin: