^^ Hogwarts Akademisi ^^


 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 |E~M~C|

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Estellé Madeléine Charpy
Huffepuff V. Sınıf Öğrencisi
Huffepuff V. Sınıf Öğrencisi
avatar

Mesaj Sayısı : 5
Yaş : 24
Asam : ~~
Özel Yetenek : ~~
Rp Yaşı : 15
Kayıt tarihi : 27/01/09

MesajKonu: |E~M~C|   Salı Ocak 27, 2009 9:05 pm

İsim: Estelle Madeleiné
Soyisim: Charpy
Kişisel Betimleme: Kimseyle konuşmaz. Sessizliği sever ve kesinlikle gereksiz yere insanları sıkmaktan yana değildir. Genelde kendi iç dünyasına kapalıdır ve sürekli birşeyler mırıldanır. Arkadaşlık onun için her şeydir. Onlar için yapmayacağı şey yok gibidir. Gözü pektir ama belli etmez. Her zaman -sessiz de olsa- lider ruhludur; asla vazgeçmez.
Fiziksel Betimleme:Siyah ve kahverenginin uyumu ile dalgalanan saçlara ve badem biçimli deniz mavisi koyuluğunda gözlere sahiptir. Saçlarının dalgalanışı ve bir mankenden farksız fiziğiyle sürekli olarak kendini ön plana çıkarır. Genelde yaşıtlarından farklı olarak tanımlar kendini. Kıyafetleri ise pek fazla kişide görülemeyecek kıyafetlerdir. Farklı ve birazda uyduruk tabirine yakın giyinme şekli vardır. Kıyafet renklerinde asla yanyana gelemez denen renkleri beraber kullanmıştır.

Fiziksel Portre:



Aile Yaşamı & Özgeçmiş: Aile 15. yüzyıl başlarında ortaya çıkmıştır. Büyük büyük büyük dedesi kimse tarafından kale alınmayan ve ukala biri olarak tanınmıştır he zaman için. O zamanlarda ona verecek kimsenin kızı yoktur.. En sonunda büyük büyük dedsi yanlızlığından biraz olsun kurtulmak yeni bir çevre edinmek için İtalya'ya gitmiştir. Orada bir davette tanıştığı Bayan Stronghold ile büyük bir aşk yaşamıştır ve artık yepyeni bir insandır. Evlenmek için aralarındaki tek sorun Eugenié'nin melez bir aileye mensup olmasıdır çünkü Bay Prince safkandır. Ancak bu hadiseyi sorun olarak bile görmeden evlenme kararı almışlardır. Bu evlilik kararından sonra doğan çocuk melez biriyle evlenmiş; onun çocukları melezlerler evlenmiş. Bu kısır döngü böyle devam etmiştir ve soyad da değişmeye devam etmiştir. Aile son yüzyılda sadece kendi kuzenleriyle evlenip çocuk doğurmayı azalttığından soyu tükenmek üzeredir.Estelle'de artık soyu tükenmekte olan bu aileye mensup tek çocuk olarak kalmıştır. Ailenin son yeni ferdidir. Artık bu soyad taşınmakyacaktır başka yüzyıllara..

Örnek Rp:

Kolunu dürtükleyen bir el gözünü açmasını sağlamıştı. Gözlerini ovuşturdu, esnedi biraz. Nerde olduğunu yeni kavrıyordu. Bu Sihir Tarihi Dersiydi. Yine kendine hâkim olamayıp uyuya kalmış olmalıydı. Gözüne girmeye meyilli kâküllerini savuşturarak başını sıradan kaldırdı çevikçe. Tozlu kitapları biraz önce başını koyduğu yerin yanında simetrik olmayan bir durumda duruyordu. Merdivene benzetti önce. Birkaç saniye sonra kirpiklerini kırpıştırarak baktığında aralarından fışkıran parşömenlerin görüntüyü bozduğunu keşfetti. Tam bir simetri hastasıydı belki de kalın kitapları gözünün önünden uzaklaştırdı. Arkadan gelen bir ses ona
"Leslié geceleri uyumayı düşünmüyor musun acaba? Derslerde uyumak pekiyi bir alışkanlık sayılmaz ha?"dedi gözlerini bir kaç saniye bile gözlerinden ayırmayarak Leslié'nin. Bu sarı, dümdüz ve gözlerinin üzerine kadar inen, saçının kısa ile uzun arası denilebilecek bir biçime sahip, yemyeşil gözleri bakan insana kendini yasak ormanda geziyor hissi veren, içinde adeta kaybolunan William'dı. Yani iki gündür çıktığı çocuk. Yakışıklı olduğu kadar sempatik ve konuşkandı. Seviyor muydu onu yoksa? Gözlerini hayranlık verici derecede yeşil gözlerinden ayırmadan, yüzüne biraz da sahte bir gülümseme vererek "Üzgünüm."diyebildi sadece usulca. Bir şeyler söylemek istiyordu ama William'a değil. Tüm sınıfın önünde haykırmak istiyordu. Avazı çıktığınca bağırmak…

Profesör tahtada sınıfa arkasını dönmüş kendi halinde ders anlattığını sanıyordu. "Hogwarts'ın 4 kurucusundan üçü anlaşabilirken biri diğerleriyle anlaşamıyordu..." diye seçiliyordu söylediklerinden. *Hogwarts tarihi harika değil mi?* diye geçirdi içinden. Belki içindeki isyanı bastırmaya çalışıyordu. İsyanının sebebine gelince yan tarafta ateşli bir biçimde öpüşen dudaklarını birbirinin dudaklarından ayırmayı zaman kaybı olarak sayan Véronica ve Nicholas’ın birbirine âdeta yapışmış durumlarıydı. Bu onu ilgilendirmiyordu tabiî ki ama herkesin önünde yapmaları da gerekmiyordu değil mi? Birkaç saniye onlara baktıktan sonra William'ın onu izlediğini fark edip ona döndü. "Ne oldu William?" dedi sesi titrek çıkıyordu. Ağlama noktasına gelmişti. Onları izlerken midesi ters-düz olmuştu belki de. O sırada William'ın ona yaklaştığını fark etti. Gülümseyerek ona yaklaşıyordu yüzü teni tenine değdi Leslié'nin. Tüyleri havaya kalmış olanlara bir dur bile diyemiyordu. William'ın dudakları Leslié'ninkileri bulduğunda tüm gözlerin onlara çevrilmiş olduğunu...

William'ın dudakları isteklice onunkiler üzerinde gezerken gözleri doldu. Ağlayamazdı ama. Gözlerinden akacak bir damla yaş bile sürüyle olayın olmasını sağlardı. Şu durumda yapması gereken güçlü olup istememesine rağmen onu öpmekti. Yapabilecek miydi? Kollarını boynuna doladı daha çok yaklaştırdı kendine. Dudaklarını William'ınkinde durmaksızın gezdiriyordu. Bir kaç saniyeliğine bıraktı; devam edecek gücü kendinde bulamadı ve geri çekildi. Gözlerinden akan yaşa şimdi hâkim olamıyordu. Titrekçe "Yapamıyorum William. Profesör rahatsızım hastane kanadına gidebilir miyim? Şey, karnım ağrıyor da biraz." profesör ona dönmeyerek kafasını salladı ve Gryffindor ile Slytherin’nin anlaşamadığını gösteren o bildik hikâyeyi tahtaya yazmaya devam etti. William'a bakamayarak hızla koştu ve sınıftan dışarı attı kendini. O sırada gözyaşlarına da hâkim olamıyordu.

Tabloların ona soran gözlerle bakmasına ve neyin var gibi sözler sarf etmesine aldırmadan kendini dersliğin olduğu koridordan çıkmaya zorladı. Merdivenleri hızla aşıyordu. Sarı saçları koşarken onun beraber hareket ediyordu. Kendini ikinci kat koridorunda bulmuştu işte. Burada Mızmız Mrtle tuvaleti vardı. Arkadan birinin geldiğini fark edip hemen oraya daldı. Mızmız yine o bet sesiyle şarkı söylüyor, uçarak tuvaletin altını üstüne getiriyordu. Aynaya doğru yaklaştı. Gözlerinden yola çıkmış dudaklarının üstüne sıcak bir dokunuşta bulunan gözyaşları sırayla düşüyorlardı. Saman rengine ve güneşin akşam olmadan önce yaydığı ışığın renginin biri biriyle karıştırılmışına yakın renkte kâkülleri bir kaç tutamı kulağının arkasında olmakla beraber kaşlarını aşmış gözüne en fazla bir tüy kalemin ucu kadar kalmıştı. Biçimsizce sırtına doğru uzanan saçları omzunun üstünden sırıtıyordu. Deniz mavisinin en güzel tonları ve gök mavisinin perçinlenmesiyle oluşan göz rengi ona boncuk boncuk bakıyordu. Her iki saniye de bir damla damla su akıtıyordu. Kendini hiç bu kadar çaresiz hissetmemişti. Herhangi bir arkadaşı da mı yoktu peşinden gelebilecek. Herkes ona nefret mi besliyordu?

Aniden kapı açıldı. Kıvırcık saçları gözlerinin üzerine ahenkle uzanan, simsiyah gözleri perçeminin altından parıl parıl parlayan Nickolas şimdi ona doğru yaklaşıyordu. Belli ki korkutmak istemiyordu. Neden geldiğini bile anlayamamışken ayakları ona doğru gitmesini zorluyordu. Kendine engel olmamıştı yine yaklaştı Nickolas'a. Nickolas'ta ona doğru biraz ürkek görünerek geliyordu. Odaya sessizlik hâkimdi. Ama bundan sonra ne olacağı belli olmazdı hiç. Yeni adımını attı ve kendini yerde buldu. ”Ah!” Soran gözlerle Nickolas'a bakıyordu. Nickolas da ona bakıyordu birden gözleriyle şimdilerde oturduğu yerdeki su birikintisini gösteriyordu. Su birikintisini fark etmemişti Leslié. Nickolas çevik bir hareketle onu kucakladı. Şimdi Nickolas'ın kucağında kolunu omzuna atmış bir şekilde onu nereye götürdüğüne bakıyordu.

Onlara sorgulayıcı ve kınarcasına bakışlar atan öğrencileri hiç takmadan William'ı düşünüyordu. Şimdi ne yapıyordu kim bilir? İşte hastane kanadına gelmişlerdi. Nickolas onu buraya getirmekte yarar bulmuştu belli ki. Hiç konuşmamışlardı 1 saate yakındır sadece birbirilerine arada delici bakışlar atıyorlardı. Gözyaşları artık kurumuş kendini iyi hissediyordu; hiçbir şey olmamışçasına. Nickolas'ın yanında kendini güvende ve rahat hissediyordu. Nedenini bilmiyordu ama William yanında hissettiklerinden daha iyi şeyler olduğuna emindi. Yatağın üstüne hafifçe onu bırakan Nickolas bir şeyler diyecek oldu. Ağzını açmıştı ki yeniden kapayıverdi. Karanlıkta yüzü seçilemiyordu ama az da olsa arkasını dönüp gittiği görülüyordu. Arkasından *Gitme seni öylesine seviyorum ki.* diyemezdi ki diyemedi de. Söyleyecek oldu ama kelimeler boğazına tıkılıp kaldı.

Ardından William geldi. Nickolas çıkarken içeri o girdi. Ona doğru yaklaştı. Odanın en köşesindeki yatağa... Konuşmak için geldiği yürüyüşünden belliydi. Yavaş ve bir o kadar da kararlı, duygu yüklü adımlar... "Beni sevdiğini sanıyordum meğer yalanmış." dedi tükürürcesine. ...Ne kadar da aptalım anlamalıydım onu sevdiğini." dedi. Bir şey söyleyemezdi. Her ne kadar söylemek istese de. "İnkâr etmiyorsun. En başından beri onu seviyordun değil mi? dedi bir kez daha. " William, sevgilim..." ağzından zor da olsa ancak bu çıkmıştı daha fazlasına imkân yoktu zaten. "Bana sevgilim deme!" dedi bu defa bağırarak. Sesi titriyor şu ana kadar Leslié attığı en delici bakışları atıyordu. Leslié bu defa haykıracaktı ki kapı birden açıldı Nickolas içeri daldı; sinirle "Onu rahat bırak." dedi. Şimdi Leslié'ye ve William'a yaklaşıyor, sevgiyle ona bakmayı ihmal etmiyordu."Birbirimizi seviyoruz William bizi rahat bırak ve buradan git." dedi bu sefer umutla Leslié'ye bakıyordu. William yıldırım gibi kapıya gitti son bir defa ağlamaklı bakarak çıktı odadan. Nickolas ona aldırmadan yatağından doğrulmuş oturuyor olan Leslié'nin yanına oturdu ve yaklaştı, yaklaştı; fısıltıyla "Seni en başından beri seviyorum; sen de beni seviyordun yeni anladığım için üzgünüm."dedi usulca bitirerek lafını.

*Bir Hafta Sonra*

Güneşin ilk ışıklarıyla uyanmış; bir haftadır buradan çıkma istediğinin sonunda gerçekleşmesine seviniyordu. Yavaşça yatağından sıyrılmış sabahlığını üstüne geçirmişti. Geceliğinin teninde yarattığı soğukluk hissi onu munzurluk yapmaya itiyordu. Perdeyi araladığında güneşin yaydığı ışıkla bahçe çimleri altından bir görüntü sunuyordu onlara. Güneş çimlerin üstüne düşmüş; rüzgârın da etkisiyle ritimle sallanıyordu altından çimenler. Bavulunu toplamış saçlarını düzgünce toplamış perçemini gözünün üstünde bırakmıştı. Hastane kanadından çıkmak için Nickolas'ı bekliyordu. Tabi önceden üstünü değiştirmişti. Muhtemelen de Nickolas onun yanına gelmek için yola koyulmuştu. Bir haftadır her gün o uyanmadan yanına geliyor her gün onu öpücükle uyandırıyordu. Bir beşinci sınıf öğrencisi için ne kadar çok aşk macerası yaşamıştı Leslié. Yaşı küçüktü ama artık deneyimli sayılırdı bu konularda. Yatağını da toplamış ayakta Nickolas'ı beklerken birden kapı aralandı. İşte o gelmişti. Koştu boynuna atladı sevgilisinin. Elindeki bavulu alan Nickolas diğer eliyle de Leslié’nin elinden tutarak Ravenclaw ortak salonuna oradan da göl kenarında geçirecekleri bir kaç saate doğru yola koyuluyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Seçmen Şapka
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 24
Yaş : 107
Asam : ...
Özel Yetenek : ...
Kayıt tarihi : 08/12/08

MesajKonu: Geri: |E~M~C|   Salı Ocak 27, 2009 10:02 pm

Arkadaşlarını çok seviyorsun.


Hufflepuff V. Sınıf Öğrencisi!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
|E~M~C|
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
^^ Hogwarts Akademisi ^^ :: Merkez Büro :: Seçmen Şapka-
Buraya geçin: