^^ Hogwarts Akademisi ^^


 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Lisa Emily Shadow

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Lisa E.Shadow
Slytherin III. Sınıf Öğrencisi
Slytherin III. Sınıf Öğrencisi
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Yaş : 25
Asam : ******
Özel Yetenek : ******
Kayıt tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Lisa Emily Shadow   Salı Ocak 27, 2009 12:26 am

İsim: Lisa Emanel Melanie
Soyisim: Shadow
Kişisel Betimleme[En az 4 satır]:

Kendini tamamen acımasız ve alaycı olmaya adamıştır. Zayıflıkları eksiklik veya koz olarak gördüğünden herhangi bir zayıflığını belli etmez. İnsanlara genel bir önyargıyla bakar, binaların kişilere değil kişilerin binaya göre olduğunu savunur. Her daim alaycıdır, hiçbişyeyi ciddiye almayan hali kısmen sinir bozucudur. Cesaretiyle ilgili bir paranoyaya sahiptir, cesur olduğunu kanıtlamak için yapmayacağı şey yoktur.


Fiziksel Betimleme[En ez 3,5 satır]:
Kısa kahverengi saçlı,yeşil gözlüdür.

Kilosu 42,boyu 1.50lerin sonlarında 1.60ların başlarındadır,hiçbir zaman boyunu tam olarak bilmez. Fırlama bir ifadesi vardır.
Tekdüze giyinir,(genelde kot pantolon ve tişört.)



Fiziksel Portre[Karakter resmi konulacak]:



Aile Yaşamı & Özgeçmiş: Ailesinde baba tarafı safkan olmasına rağmen anne tarafında mugglelar bulunur. Annesi de babası da hufflupufflıdır, Liz'in de Hufflupufflı olmasını isterler, ama Liz Hufflepuffın gereksiz bir bina olduğu görüşünü savunur. Annesi ve babası ZAYlığa yakınken Liz büyüyünce acımasız ve ünlü bir ölümyiyen olma hayalleri kurar. Okul öncesine kadar bu hayallerini ailesinden saklamış amaokula geldiğinde sarfettiği alaycı lafların fazla göze çarpmasıyla bunları ima etmiş olur.Ailesi bunu öğrenince onun muggle teyzesinde yaşamasına karar verirler...

Örnek Rp:


Soğuk ve karanlık bir hava.
Henüz güneş kendini gösterecek cesareti bulamadığından gökyüzü gün ışığından yoksun, karanlığa gömülü..
Soğuk hava camları buğulandırmıştı. Taş evlerdeki insanlar her zamanki gibi horul horul uyuyordu. Herkesin uyuduğu an uyanık olanların güvende hissetmemesi elde bile değildi. Tabii o an uykuya yenik düşmeyen sadece bir iki canlı vardı. Bitkiler bile harekete ara vermişlerdi. Sokak lambalarından yanlızca biri yanıyordu, o da bir iki tekleyip söndü. Mağlubiyet ağır gelmiş olmalıydı...

O an sessiz ve sakin olan bu sokakta gecenin huzurlu hükmü sürerken aynı sokaktaki dairede uyanan biri oldu. Bu havada açık penceresi olan tek kişi o olduğundan oda buz gibiydi. Evi her zaman soğuk olurdu ama bu aşırı sayılabilecek nitelikteydi. Penceredeki kuşlar rahatsız görünmüyordu,uyanan kalkana kadar. Gri kuzgunlar aceleyle kanat çırpıp havalandı. Adeta uyanan birini haber veriyor gibiydi kanat sesleri...
Derken gene ortalığı sessizlik kapladı.

Saat kaçtı? Günlerden neydi? Zaman kavramını tam olarak yitirmiş gibiydi.Nerede olduğunu dahi kestirememişti. Aylaklığı bir kenara bırakıp yorganı savururcasına üzerinden attı. Saatini yanındaki komidinden aceleyle alıp baktı. Saat sabahın 6sıydı! Geç bile kalmıştı! Sertçe anlına bir darbe indirip ayağa kalktı ve uçarcasına ilerideki antika dolaba fırladı. İnce zevkini açığa çıkaran takım elbisesi kapaktaki askıda hazırdı. Gömleği kapıp kollarını giyerken bile hala kendine lanetler ediyordu. Geç kalmıştı!
O sırada düşüncelerini doğrulayan bir ses işitti. Kulağa hoş gelen bir erkek sesiydi bu, düzgün bir aksanı ve oldukça sakin bir tınısı vardı;

Geç kaldınız Bay Jagger...

Henüz pantolonunu bile giymemiş Mickey Jagger saygısızlıktan çok adamın sesindeki sakin tınıya bozulmuştu. Kendisi endişeden ölmek üzereydi ama o doğal birşey söylüyormuş gibi ılımlıydı. Mickey, Oliver'ı tanımasa bu durumdan hoşnut olduğunu bile söyleyebilirdi;

Biliyorum,biliyorum... diye mırıldandı derinden gelen bir hüzünle. Kendisi için çok üzülüyordu.

Şu durumda yapabilecek pek birşey yok, ha? Mickey'in garip iskoç aksanı kendini her daim belli ediyordu. Oliver gülümsedi, bu hareketi tek bir dudak hareketiyle başardı. Yanağındaki kısa gülümseme çizgisi gamzelerinin yanında yokmuş gibi duruyordu. Doğrularcasına başını salladı ve göğsünde birleştirdiği eli ceplerine sokup odayı adımladı. Küçük bir oda sayılırdı Oliver'ın standartlarına göre, odada sadece bir dolap, yatak,komudin ve uzun siyah boyunlu bir lamba vardı. Paha biçilemez antika parçalar gelişigüzel yerleştirilmişe benziyordu. Yanlız bir tane cam vardı, küçük ama bakıldığında tüm sokağı gösterebilecek cinsten. Tül perde yeni çıkan meltemle hafiften dalgalanıyordu. Oda hala buz gibiydi.
Bu havada bile camı açık bırakmıştı Mickey. Camın açık olmasını severdi, hem klostrofobi nedeniyle, hem de karbondioksitten boğulacağı paranoyaklığı sebebiyle... Bu da odayı kutup kadar soğuk yapıyordu. Oliver Mickey'nin bu manyaklığını bildiğinden ses çıkamadı ve paltosuna biraz daha sıkı sarıldı.

Sana çok kızacak... dedi Mickey alelacele pantolonunun düğmesini iliklerken. Gülümsemesi barizdir, durumdan eğleniyor gibi bir hali vardı. Mickey bir an tüm faaliyetlerini durdurup aval aval Oliver'a baktı. Ardından ellerini isyan edercesine kaldırıp
Merlin aşkına Oliver! Bir gün de bilmediğim birşey söyle!...dedi ve kemerinin tokasını da deliklerden birine geçirip aceleyle cekedini kaptı. Oliver bunu gidebileceklerine dair bir işaret olarak algıladı ve buharlaşmak için Mickey'e yaklaştı. Mickey ise hınça adamın ütülenmiş, tertipli gömleğinin kolalı yakalarına yapıştı

Hayatta kalırsam seni öldürmem gerektiğini hatırlat bana! dedi tükürükler saçarak Yakasını bırakıp büyüye konsantre olduğunda Oliver kıs kıs güldü.
Böyle bir şansı dahi yoktu!

İkili buharlaşırken arkalarındaki açık camdan esen rüzgar perdeyi şaha kaldırdı.


---


Liz dümdüz bir yolda alelade ilerliyordu. Hava hafif buğuluydu, sis miydi bu emin değildi. Tek bildiği dümdüz bir beton zeminde ilerlemek zorunda olduğuydu. Gündüz olduğuna emindi ama etrafı karanlıktı. Sanki uzun süren bir güneş tutulması yaşanıyordu. Sokak lambalarının turuncu ışıkları sırasıyla yanıp sönüyordu. Ayrıca kulaklarındaki vızıltının sebebi de neydi? Crucio'ya maruz kalmış bir sinek vızıltısına benziyordu. Bazı fısıltılar duymaya başladı. Çok alçak sesli ama keskin... Her kelime ayrı ayrı vurgulanıyor gibiydi. Liz kulak kabarttı;

Yalan, vallahi yalan! İnanmam! Yok ya? Müdür Flicher?
Anlamsız konuşmalardan ibaretti. Liz durmadan arkasına baktı. Herkes orada gülümseyerek kendisine el sallıyordu. Annesi ve babası sarılmış gülümsüyordu,ablası da küçük bir kızdı gözleri yaşamın zulümlerinden mahrum, pırıl pırıldı. Hemen yanlarında Sue,Joa,Cass,Amy,Rud,Wyt ve Erwin vardı. Erwin Rud'u sırtına binmiş gülerek yumruğunu savuruyor Rud ise deve güreşi oynar gibi Amy ve Wyt'ın çevresinde turluyordu. Amy masum bir gülümsemeyle robot gibi el sallıyordu. Cass de aynı şekilde gülümsüyor arada da Rud ve Erwin'e gülüyordu. Sue ve Joa yine bir yiyecek sebebiyle güreşmekteydi.Wyt'ın da elinde birkaç şişe vardı.
Liz yürüdükçe herşeyi geride bırakıyormuş hissine kapıldı. Daha fazla yürümek istemiyordu ama kasları verdiği emirlere itaat etmiyordu. Kendi bilinçleri varmış gibi gerideki ayak öncekinin hemen önüne basıyor ardından bu işlem tekrar tekrar gerçekleşiyordu. Liz'i garip bir çaresizlik sardı. AYakları sözlerini dinlemiyordu, diğer kasları da öyle. Arkasına tekrar tekrar baktı, sanki onlar gidişine seviniyor gibiydiler. Sanki Liz sadece bakkala kadar gidip gelecekti!

Gidenleri anlamıyordu, arkalarında bıraktıkları birkaç kötü şey için bulundukları hayatı terkedenleri!Her zaman sebepleri olurdu kendince. "Hayatım çok uyduruktu" "Kimse beni sevmiyordu." " Herkes bozulmuş sağlam kalmak için gitmeliyim" gibi bahanelerle bıraktıkları gülen yüzleri düşünmeden ilerliyorlardı.
Bir anda yarısı dolu olan bardağı savurup suyu döküyorlardı. Bardağın yarısının dolu olduğunu bile inkar ediyorlardı. Öyleyse tabii ki gitmeliydiler...
Liz de bir an böyle bir kararı nasıl verdiğini sorguladı.Ayaklarına söz geçiremeyeceğini anlamıştı. Liz ki gidenleri sövüp duran kişi, ne ara kaçmaya karar vermişti?
Yürüdükçe onlardan uzaklaşıyordu, sokak lambaları ısrarcı bir biçimde yanıp sönmeye başlamıştı. Liz gitmek istemediğini kendine hatırlatıp durdu,ardındakiler karınca gibi görünüyordu. Yol da yavaş yavaş bayır aşağı gitmeye başlamıştı. Zaten ayaklar kendi kendine hareket ettiğinden Liz gözlerini kapayıp gitmek istemediğini tekrarlayıp durdu. Sonunda bayırın tam
ucunda ayaklar durdu. Liz gözlerini açtığında bir an dengesini yitireceğini sandı,bayır kavisli değildi, dimdik aşağı iniyordu! Ayağındaki konverslerin rengi kararmış bağcıkları bayırdan aşağı sallanıyordu.Geri gitmek için ayaklarını oynatmaya çalıştı. Bu sefer de aksine hiç hareket etmiyorlardı. İş iyice can sıkıcı hale gelmeye başlamıştı. Tam o sırada topuğuna çarpan şeyle ardına baktı. Birkaç şişe bayır aşağı yuvarlanıp Liz'in topuğunda duruyordu. Wyt'ın elindeki şişeler...
Liz gülümseyip şişeyi beton yerden aldı. Açık pembe-eflatun renkli şişenin ne olduğunu bildiği halde gülümseyerek etiketine baktı. Mort etiketin üstünde cart pembe tonda büyük punto yazı beklediği şey değildi;
ZEHİR!
Liz hayretle şişeyi yere attı. Şişe beton zeminle temas eder etmez parçalara ayrıldı ve bordo sıvı betonun fokurdayıp erimesine sebep oldu. Liz dehşetle diğer şişelere atıldı onların üstünde de aynı şey yazıyordu. Bayırdan aşağı yuvarlanan şişe sayısı git gide artıyordu, saniyeler içinde bir orduya yetecek kadar şişe birikmişti Liz'in ayaklarının dibinde! Ayakları hafif hafif kaymaya başladı, şişeler onu uçurumdan aşağı itiyordu!
Tam o sırada bir vınlama duydu.
Elektirik süpürgesi gibi...
Ve Liz gözlerini açtı!

Uyduruyorlardır Meraldacığım herkese inanmamalısın böyle!
Etine dolgun, koyu tenli ve siyah saçlı kadının kart sesini yeniden işitti. Kadın iri boğumlu ellerinde elektrik süpürgesi gibi birşey tutuyordu. Liz böyle bir aleti yıllardır görmemişti. Nerede olduğunu saptamak için dirsekleri üzerindee doğrulup kısık gözlerle etrafa baktığında şişman kadının yanındaki sıska kız kendine gülümsedi. İkisi de açık mavi elbise ve beyaz bir önlük giymişti
Günaydın küçük kız, biz de tam seni uyandıracaktık!
Liz içinde yattığı kuş tüyü yastıklardan ve kendisine küçük kız diye tabir edilmesinden hoşlanmamıştı. Gerinip saçlarını karıştırdı
Neden buradayım ben? Bir de Merlin aşkına, neresi burası?? diye sordu mıymıntılı ses tonuyla esnerken. Etrafta bir sürü muggle edavatları vardı, garip bir mekandı burası.
Şişko kadın gıdaklarcasına güldü
Merlin aşkına mı? Ne biçim bir masalda yaşıyorsun sen?Euro Queens oteldesin tabii ki! Geçen gece seni duvar kenarında elinde şişelerle uyurken görünce bu kadar şeker bir kızın sokakta kalmasına gönlüm razı olmadı! Liz'in yanağını bollaştırırcasına sıktı. Yanağını koparmak gibi bir niyeti yoksa çok anlamsız bir hareketti bu. Liz yabancı insanların kendisine dokunmasından hoşlanmadığından biraz geri çekildi.
Şimdi gitmelisin prenses,müdürün burada kaldığından haberi yok..Eğer olursa Tanrı korusun maaşımı kesebilir,hatta kovulabilirim bile!" Mavi gözleri korkuyla parladı. O zaman Liz bu insanların mesleklerini kaybetmekten başka korkuları olmayan fakir insanlar olduğunu anladı. Bir an üzüntü duydu şişman kadın için.
Ama sadece bir an...

Yardımlarınız için teşekkürler,cidden ama yapabileceğim birşey yok sizin için! Sadece içki şişelerinswn birini verebilirim... dedi yataktan fırlamadan hemen önce. Komudinin üstünde pembe şişe kabusunu hatırlatırcasına sırıtıyordu. Şişman kadının dediği de pek yararlı olmadı
Bırak kuzum bu içkileri! Zehir onlar zehir!
Liz şaşkınlıkla gözlerini kehanet küresi gibi açtı ve odadan direk tüydü.

Sokağa çıktığında çevresi muggle kaynıyordu. Liz başını kaldırmadan yanlarından geçti, hepsi de robot gibi işlerine gidiyor olmalıydı. Sabahın erken saatleriydi, saati kolunda olmadığından 7 civarı birşey olduğunu tahmin ediyordu. Birkaç araba yanındaki yolda ağır ağır ilerliyor, uzun boylu adam ve kadınlar sadece önlerine bakarak ritmik adımlar atıyordu. Onların tek derdi işleri güçleriydi. Masraflar, faturalar, sınavlar, sorumluluklar... Kör gibi yaşıyorlardı, olan şeyleri görmüyor, inkar ediyor..! Bir büyücü önlerinde buharlaşsa bile göz yanılması derlerdi! Bu yüzden gerizekalı olduklarını düşünüyordu hepsinin...
Rüyasından sıyrılıp kişi analizi yapmayı kesti. Otelin önüne gelmeden önceki amacına odaklandı. Birini arıyordu,neydi soyadı Dagger,bagger? Durup elini cebine attı. Küçük buruşmuş kağıda aceleyle karalanmış ada baktı:
Mickey Jagger
Kafasını sallayıp adı yine hafızasına kazıdı. Bu adı geçen gece gittiği barın sahibinden almıştı. Tabii kolay olammıştı, barmenler sıkı ağızlı insanlardı. Ayrıca saatlerce bara girmek için 18 olup olmadığını tartışmak zorunda kalmışlardı, birkaç galleon ve iğneleyici laf adamı ikna etmişti. Sadece lafların yettiğine şükrediyordu. Galleonlarına da acımıyor değildi, birazı Ruddan aşırdıkları birazı da el çabukluğuyla kazanılan paranın çoğunu orada kaybetmişti. Liz bir tatilde amma iyi yankesici olmuştu! Yine de kendine fazla kapılmaması gerektiğini hatırlatıyordu, bazı kesimlerce hırsızlık yapanın elleri kesilirdi!
Yine de değmişti ve barmenin ağzından cımbızla Mickey Jagger adını almayı başarmıştı. Hikayede önemli bir rolü olmadığına emindi, ama kritik adlardan biriydi. Barmen Mickey'nin nerede bulabileceğini de söylemişti, ev adresi kağıdın altındaydı. Liz gibi evlere girip çıkmakta iyi olan biri için çok zor olamyacaktı...


---


Aceleyle taş zemini adımladılar. Hava iyice aydınlanmıştı ama hala çok erkendi. Mickey belli belirsiz titriyordu, soğuğa onun gibi alışmış birşey için alışılmamış bir durumdu. Oliver artık gülümsemiyordu, bu endişe tatsız bir hale gelmişti. Geldikleri yol boyunca sessizlik hüküm sürmüştü, Oliver Mickey'i tüyler ürpertici düşünceleriyle yanlız bırakmayı uygun görmüştü.Eski püskü bir ahşap evin mermer giriş basamaklarını çıktıktan sonra kapıyı çalmak için Mickey öne atıldı. Ama daha yumruğunu kapıya vurmadan kapı gıcırtıyla ardına kadar açıldı. Oliver bunu doğal birşey olarak betimlerken Mickey için menteşeler çığlık atıyor gibiydi. Oliver'a korku dolu bir bakış atıp güvensiz adımlarla içeri ilerledi. Her adımında döşemeler aynı kapı gibi gıcırdıyordu. Mickey'nin içi parçalandı.

...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Seçmen Şapka
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 24
Yaş : 107
Asam : ...
Özel Yetenek : ...
Kayıt tarihi : 08/12/08

MesajKonu: Geri: Lisa Emily Shadow   Salı Ocak 27, 2009 2:13 pm

Hem acımasız hem cesur, hemde kökeni Hufflepuff'a dayanan bir kişilik. Zeki olduğunuda belirtseydin aklım çok fazla karışacaktı. Fakat sen ailenin aksine sinsi bir Slytherin'lisin.


Slytherin I. Sınıf Öğrencisi!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Lisa Emily Shadow
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ~~ Cedric Shadow Stom ~~

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
^^ Hogwarts Akademisi ^^ :: Merkez Büro :: Seçmen Şapka-
Buraya geçin: